|
Oral kavitenin beyaz
lezyonları:
Ağızda sıklıkla görülen
3 lezyon vardır:
- LİKEN PLANUS
- KANDİDİYAZİS
- LÖKOPLAKİ
Liken planus klinik ve
histolojik olarak lökoplakiden zor ayrılır. Her ikisi
de ağzın herhangi bir yerinde görülebilir. Liken
çeşitli derecelerde ağrı ile birliktedir. Bu iki
lezyonu ayırmada ve maligniteyi ekarte etmede biyopsi
esastır. Lökoplaki lezyonlarının %3-5’i premaligndir
ve bunlar genellikle sigara içen kadınlardır.
Kandidiyazis ufak
çocuklarda, debil erişkinlerde, geniş spekturumlu
antibiyotik alanlarda ve immün sistemi baskılanmış
kimselerde görülür. Tipik lezyon membran şeklinde
birleşme eğiliminde olan beyaz plaklardır. Membran
kaldırıldığında altdan taze kanamaya eğilimli intakt
bir mukoza çıkar.
Lökoplaki plakları
AIDS’li hastalarda sıktır ve genellikle dilin
lateralinde lokalizedir. Histolojik özelliklerden
dolayı AIDS’li hastalarda görülen bu tür lezyonlar
Saçlı Lökoplaki olarak da isimlendirilir.
Oral kavitenin
kırmızı lezyonları:
Coğrafik dil: “Erithema
migrans lingua-Migratory Glossit” olarak da
bilinir. Tipik görünüme sahiptir ve paternleri zamanla
değişen, giderek birbirleriyle birleşen, çeşitli
kırmızı lekeler vardır. Kırmızı alanlarda filiform
papillalar yoktur. Asemptomatikdir ve spontan olarak
iyileşir.
Median rhomboid
glossitis: Sirkumvallat papillaların hemen önünde
kırmızı kitle ile ortaya çıkar. Embriyolojik bir yapı
olan “tüberkulum impar”ın kalıntısıdır.
Vitamin yetmezlikleri:
Vitamin B (riboflavin ve nikotonik asit) yetmezliği
pellagraya neden olur. Bunda düzgünleşmiş kırmızı
dudaklar (cheilitis) ve ağrılı glossit görülür.
Vitamin C eksikliği gingiva kanamaları ve ciddi
hipertrofileri ile birlikte skarların oluşumuna neden
olur.
Kızıl: Akut
streptokokkal tonsillit ile birliktedir. Bununla
birlikte kırmızı deri döküntüleri ile birlikte veya
onlarsız çilek diline neden olur.
Eritroplaki:
KONUŞMA
BOZUKLUKLARI:
Bkz. Fizyoloji / konuşma
bölümü
- Artikülasyon
bozuklukları;
DİSARTİKÜLASYON
veya
- Rezonans bozuklukları;
RİNOLALİ
KLAVZA veya APERTA
şeklinde karşımıza
çıkabilirler.
Ayrıca farenkste
yerleşimli büyük hacimli tümörlerde görülen ve
haşlanmış patates yenip boğazımız yandığı anki
konuşmamızda olduğu gibi “haşlanmış patates sesi -
hot potato voice” adı verilen bir konuşma
bozukluğu da görülebilir.
TÜKÜRÜK SALGISI
DEĞİŞİKLİKLERİ:
Bkz. Fizyoloji / yutma /
oral kavite bölümü
- Sialore,
- Sialopeni, kserostomi,
- Pityalism veya
- Kanlı tükürük
şeklinde olabilir.
UYKU SORUNLARI:
- Ağzı açık uyuma
- Horlama / hırıltılı
solunum
- Huzursuz uyku
- Terleme
- Apne
HORLAMA VE UYKU
APNESİ
Uykuyla ilgili
hastalıklara genel ilginin artması ve uyku
laboratuarlarının oluşturulması ile günümüzde uyku ile
ilgili solunum bozuklukları daha sıklıkla
tanınmaktadır. Bu tür patolojiler potansiyel olarak
fatal seyredebilen uzun süreli sorunlar oluşturmakla
birlikte, gizli kalan ciddi kardiyo-vasküler sorunlara
da neden olurlar. Özellikle horlama önceleri daha çok
alaya alınan bir gece bulgusu olarak bilinir iken,
günümüzde çok daha ciddi kardiyovasküler problemlere
neden olabilen uyku apnesinin bir bulgusunun da
olabileceği bilinmektedir.
Horlama; dil, yumuşak
damak ve farengeal duvarlar gibi farengeal yapıların
vibrasyonu ile oluşan farengeal stridorun bir
şeklidir. Sleep Apne (uykuda nefesin
kesilmesi); 7 saatlik bir uyku periyodunda, en az 10
saniye süren solunumun kesilmesi nöbetlerinin, saat
başı ortalamasını 5’ten fazla saptanması olarak
tanımlanır.
Uyku apnesi 3 grup
patolojiye sekonder olabilir.
· Santral (Merkezi)
Uyku Apnesi: Beyin sapındaki solunumu idare eden
merkezin defektine bağlı olarak gelişir ve ender
görülür.
· Obstrüktif
(Tıkayıcı) Uyku Apnesi: Genellikle hasta ya sadece
horlama ya da horlama ve apne ile KBB hekimine gelir.
Santral apnenin tersine göğüs ve batın hareketleri ile
solunum için çaba vardır, ancak bunlar başarısızdır.
Neden olacak havayolu obstrüksiyonu yeri, burun, oral
kavite, farenks veya larengotrakea olabilir.
Tıkayıcı uyku apnesi ve
horlamaya neden olabilecek olası havayolu daralma
bölgeleri ve en olası nedenler:
· Burun, Nazofarenks;
- Nazal polipler
- Aşırı deviye septum
- Adenoidler
· Orofarenks,
velofarenks; - Absolü veya relatif makroglossi
- Yumuşak damak
- Tonsiller
· Larengotrakea;
- Obstrüktif lezyonlar, tümör, kist
· Mikst (Karışık)
Uyku Apnesi: Hem santral, hem de tıkayıcı bulgular
vardır.
Horlama varlığı
uyku apnesinin öncüsü olabilir. Bazı hastalar
özellikle alkol alımı ve sedatif ilaç alımı gibi
sedatize durumlarda apne nöbetlerinin
belirginleştiğini ifade ederler.
Olası komplikasyonlar:
Kardiyak:
-Pulmoner arter basıncında artış
-Pulmoner
hipertansiyon
-Kor pulmonale
-Kardiyak
distritmler
SSS:
-Hipersomnolans
-Letarji
-Konsantrasyon ve
hafıza azalması
Genel:
- Ani infant ölüm sendromu
Horlama veya apne
epizoduna neden olan parsiyel havayolu obstrüksiyonu
oksijen desatürasyonuna neden olur. Bu uzun süre devam
ederse pulmoner hipertansiyona, takiben sağ
ventriküler yetmezliğe ve kor pulmonaleye öncülük
eder.
Normal uyku paterninin
bozulması hasta da uykusuzluğa neden olur ve bu da gün
boyun uyuklama, hipersomnolans ve konsantrasyon ile
hafıza kaybına neden olur. Son zamanlarda uyku
apnesinin ani infant ölüm sendromu nedeni olduğu da
belirtilmiştir.
Klinik bulgular:
Tıkayıcı Uyku Apnesi:
Çeşitli derecelerde horlama vardır. Genellikle oldukça
gürültülüdür ve farenks tamamen tıkalı olduğunda apne
nöbetleri ile kesilir. Havayı dışarı itebilmek için
eklem hareketleri ile birlikte bir çaba vardır ve
belirgin toraks ve abdomen hareketi görülür.
Uykusuzluğa ve sekonder kardiyak komplikasyonlara
bağlı semptomlar görülür.
Erişkin hastalar
genellikle aşırı şişmandırlar ve kısa boyunları
vardır, ancak rutin muayeneleri normal olabilir.
Çocuklarda tonsiller ve adenoidler genellikle
hipertrofiktir.
Santral Uyku Apnesi:
Tıkayıcının tersine, bu hastalarda bir solunum
çabası yoktur. Bununla birlikte uykusuzluk bulguları
ve eşlik eden SSS patolojilerinin bulguları olabilir.
Değerlendirme:
Tam bir KBB ve baş-boyun muayenesi herhangi bir üst
solunum yolu tıkanıklığı yapan nedeni bilmek açısından
esastır. Santral uyku apneli şahıslar nörolojik açıdan
araştırılmalıdır.
Rinofarengolarengoskopi: Fleksibl
rinofarengolarengoskop ile tıkayıcı bir patoloji
açısından tüm üst solunum yolu kontrol edilebilir.
Ayrıca uykuyu taklit edecek şekilde kısa süreli
anestezik verilerek velofarengeal lümen
değerlendirilebilir. Forslu negatif Valsalva (Müller)
manevrası sırasında velofarenksin gözlenmesi bu
bölgedeki potansiyel darlığın ölçülmesine yardımcı
olabilir.
Radyolojik
incelemeler: Radyolojik inceleme adenoid dokusu
tespiti için basit lateral nazofarenks grafisini (eğer
endoskopi yapılamıyorsa), çene eklemi ile bağlantılı
olarak dilin boyutunu ve pozisyonunun değerlendirmek
için diğer direkt grafileri içerir. Bilgisayarlı
tomografi veya manyetik rezonans görüntüleme havayolu
tıkanıklığının değerlendirilmesinde kullanılabilir.
Ayrıca iskelet sistemini değerlendirmek için
sefalometri de istenebilir.
Uyku Çalışmaları:
Yukarıdaki rutin incelemelerden sadece tıkanıklığın
seviyesi anlaşılabilir. Kesin tanı ve hastalığın tipi
ile ciddiyeti için mutlaka uyku çalışmaları (Polisomnografi)
yapılmalıdır.
Uyku sırasında şu
parametreleri ölçmek mümkündür:
· Hipoksi ataklarını
saptamak için transdermal oksijen satürasyon seviyesi
· Hipoksi sırasındaki
aritmileri ve diğer kardiyak anomalileri saptamak için
EKG
· Direkt gözlem ve nazal
termistor ile hava hareketlerinin saptanması
· Göğüs duvarı ve
abdomen hareketlerinin saptanması |