|
Fonasyon,
respirasyonda ve alt solunum yollarını korumada aldığı
görevlerin yanında larinks insan kişiliğinde önemli rol oynayan bir
organdır. Cerrahi veya başka bir yolla bu fonksiyonların kaybı kişide
ciddi psikolojik sonuçlara yol açabilir. Larinks kanserinin tedavisinin
amacı günümüzde bile amacı, onkolojik olarak kabul edilebilecek
oranda hastalığın vücuttan uzaklaştırılması yanında, sözkonusu
bu fonksiyonları kaybetmemektir. Bu bağlamda larinks kanseri ile
günümüzde ilgilenenler cerrahi yelpazenin içerdiği tüm teknikler
konusunda uzmanlaşmış olmalıdır.
Ek olarak radyoterapi ve/veya kemoterapinin yeri ve zamanı,
servikal metastaz ve rekonstrüktif teknikler gibi konular tedavinin
seçiminde göz önünde bulundurulmalıdır.
Larinks kanserinin cerrahi tedavisinin geçmişi 19.yy’a
dayanmaktadır. Garcia’nın 1855’te ayna yardımı ile larinks
muayenesini ilk olarak gerçekleştirmesini takiben muayene ve teşhis
yöntemleri hızla gelişmiş ve cerrahi prensiplere yansımıştır.
Parsiyel larinjektomi ilk olarak orta hat tirotomi ile Buck ve Solis-Cohen tarafından 1850’lerde yapılmıştır. Başlangıçta bu
girişimlerin morbidite ve mortaliteleri oldukça fazla olduğundan dolayı,
1930’larda St. Claire Thomas’ın hiçbir cerrahi ölüm olgusuyla karşılaşmadığı
ve uzun dönem nüks oranının
kabul edilebilir düzeyde olduğu 38 olguluk serisine kadar yaygın olarak
uygulanmamıştır. Billroth, 1874’te ilk total larinjektomiyi,
1878’de ilk vertikal hemilarinjektomiyi
uygulayarak larinks cerrahisine önemli katkılarda bulunmuştur.
Uruguay’da Alonso’nun
1944’te ilk supraglottik larinjektomi’yi gerçekleştirmesinden sonra,
parsiyel larinjektomi kavramı özellikle 1950 ve 1960’larda Ogura ve
Som gibi cerrahlar tarafından oldukça geliştirilmiştir.
Larinks
kanserlerinin cerrahi tedavisi uygun tanı ve evreleme gerektirir. Larinks
anatomisinin anlaşılması rezeksiyon metodunun belirlenmesinde ve hastanın
rehabilitasyonunda oldukça önemlidir.
Larinks
trakea’yı üst aerodigestive sistem’den ayıran valv mekanizması işlevini
görür. Primer olarak iletişimde konuşma fonksiyonu ön plandadır ama
solunum regülasyonunda etkili öksürme ve valsalva manevrasında da
gereklidir ve en önemlisi alt solunum yollarını koruma ve yutma esnasında
aspirasyonu önler.
LARİNKS
ANATOMİSİ (ÖZET)
A.
İSKELET
·
Hyoid kemik: Strap kaslar ve epiglottisle bağlantıyı sağlar
·
Tiroid kartilaj: Önde vokal kordlarla bağlantı, arkada krikoid
kartilajla birlikte artikülasyon yapar.
·
Krikoid kartilaj: Tiroid
ve aritenoid kartilajlarla eklem yapar. Çepeçevre halka görevi görür.
·
Aritenoid kartilajlar: Krikoid’in posteriorunda uzanan iki
kartilajdır ve vokal kordların arka uçlarına yapışırlar.
B.
BÖLÜMLERİ
Larinks
3 düzleme ayrılır, 2 horizontal ve bir vertikal.
a)
Supraglottis: Vokal kordların
superiorundan uzanan düzlem. Genellikle müköz glandlar içeren
respiratuar epitelle kaplıdır. Epiglottis, ariepiglottik foldlar, yalancı
kordlar ve ventrikülleri içerir.
b)
Glottis: Vokal kordları içerir.
c)
Subglottis: Kord seviyesinin 5 mm
altında glottis ve
subglottisi ayıran 2. horizontal düzlem başlar. Subglottis, krikoid
kartilaj alt sınırına kadar uzanır.
Vertikal
düzlemde; tiroid kartilajın
ortasında ve anterior komissürden uzanarak larinksi 2 eşit yarıya
böler.
Larinksin
3 anatomik alana ayrılmasının (supraglottik, glottik, ve subglottik)
embryolojik bir temeli vardır, bu da tümör’ün biyolojik yayılımının
anlaşılmasında önemlidir. Bu ayrım laringeal kanser tedavisinde ve
prognozda önemlidir.
C.
DAMAR VE SİNİRLERİ
A) Larinksin arterleri:
Larinksin
3 çift arteri karotis eksterna’dan, 1 çifti subklavian arterden gelir.
I.
A.karotis eksterna’dan superior tiroid arter gelir ve 3 dal verir.
1.
İnfrahyoid arter.
2.
Superior laringeal arter.
3.Krikotiroid
arter.
II.
Subklavian arter, tiroservikal trunkus, inferior tiroid arter ve inferior
laringeal arter dallarını verir.
Larinksi
besleyen arterlerin en önemlileri iki superior laringeal arter ve iki
inferior laringeal arter’dir. Superior laringeal arter larinks’e
tirohyoid membrandan superior laringeal sinir ile birlikte girer. İnferior
laringeal arter ise inferior laringeal sinirle (n. rekürrens) beraber alt
faringeal konstriktör kasın derin kısmından ve krikotiroid eklemin
arkasından geçerek girer. Larinkse girdikten sonra bu 4 arter kasları,
ligamentleri, bezleri, mukozayı besler ve kendi aralarında bol miktarda
anastomoz yapar. Böylece subklavian arter karotis eksternayla bağlantı
kurmuş olur.
B)
Larinksin venleri:
Superior
ve inferior laringeal ven, tirolingiofasial trunkus aracılığıyla
internal juguler ven’e dökülür.
Larinks
alt kısmının venleri ise inferior tiroid ven’e dökülür.
C)
Larinksin innervasyonu:
·
Superior
laringeal sinir: İki
laringeal dalı vardır. Medulla oblangatadaki nucleus ambigius ve
dorsal motor nucleus’tan başlayan vagus lifleri foramen jugularede
ganglion jugulare’yi yaparlar. Kafatasının dışına çıkınca alt
vagal gangliona (ganglion nodosum) girerler. Glottis ve supraglottis’in
duyusal siniridir. Krikotirod kasa motor lifler verir (vokal kordları
uyarır). Bu sinir n.vagus’u boyunda superiorda terkeder.
1.
Ramus internus:
Tamamen sensitiftir. Superior laringeal arter ve ven ile birlikte
tirohyoid membranı deler. Vokal kord seviyesine kadar olan larinks
kavitesini innerve eder. Bu sinir piriform reseste ilerlerken mukozayı
kabartır ve kendi adını taşıyan
plikayı meydana getirir.
2.
Ramus eksternus:
Hem motor hem sensitif lifler taşır. Motor lifler larinks kaslarından
yalnız krikotiroid kasa gider. Sensitif lifler ise larinks’in üst kısmının
mukozasına dağılır.
·
Rekürrent
laringeal sinir:
Subglottis’in duyusunu alır ve larinks’in intrinsik
kaslarına motor lifler verir. N.vagus’tan mediastende ayrılır,
sonra boyuna döner. Sağda subklavian arterin altında, solda aortanın altında
ilerler. Boyunda larinkse
yaklaştıkça trakea ve özefagus arasında yer alır.
Sağda oblik, solda vertikal bir seyri vardır. Larinks içine
inferior konstriktör kasa derinden ve krikotiroid eklemin arasından
girer. Bu sırada ikiye ayrılır
1.
Anteromedial (motor dal): Krikotiroid kas hariç larinksin
intrinsik kaslarının hepsini innerve edir.
2.
Posteromedial (sensitif dal): Vokal kordların altındaki larinks
kavitesini innerve eder.
“Galen Halkası” rekürrens’in posteromedial dalıyla, n.laringeus
superior’un internal dalı
arasındaki anastomoz yapan sinir lifleri tarafından
meydana getirilir.
D)
Larinksin lenfatik drenajı:
Vokal kord kenarları larinks’in lenfatik sistemini iki kısma
böler.
·
Supraglottik bölgenin drene olduğu nodüller:
1.
Pre-epiglottik nodüller:
2.
Üst derin servikal nodüller:
Lenfatik
damarlar tirohyoid membranı
deldikten sonra superior tiroid artere eşlik ederek bu nodüllere ulaşırlar.
·
Subglottik bölgenin drene olduğu nodüller:
1.Bu
bölgenin lenf damarları pre-laringeal ve pre-trakeal nodüllere
krikotiroid ligamenti deldikten sonra ulaşır.
2.Yine
subglottik bölgenin lenfleri alt derin servikal nodüllere, krikoid
kıkırdağın altından çıktıktan sonra ulaşırlar.
Vokal
kordlar pratikte lenfatik açıdan lenfatik damarsız olarak kabul edilir.
LARİNKS’İN
MALİGN PATOLOJİLERİ
Larinks’in premalign
lezyonları genellikle lökoplaki olarak adlandırılır.
Mikroskopik olarak hiperkeratozdan, epitelin yaygın
displazisine kadar uzanırlar.
Hafif ve orta derecede
displazi bu iki uçun arasındadır.
Karsinoma insitu skuamöz epitelin
bazal membrana
invazyon yapmayan kanseridir
ve kanserin en erken formudur. Bu lezyon metastaz yapmaz
ve genellikle
mikrolaringoskopi de eksizyon veya lazerle tedavi edilir.
Genellikle rekürren karsinoma insitu radyoterapi gerektirir.
Skuamöz hücreli
karsinoma larinksin en sık
kanseridir. Spindle cell,
verrüköz karsinoma gibi varyantları vardır.
Differansiyasyon derecesine göre;
-
iyi differansiye
-
orta derecede differansiye
-
az differansiye veya
undifferansiye, olarak sınıflandırılır.
Differansiyasyon derecesi bazen tedavi kararında önemli olabilir.
Az differensiye kanserler radyoterapiye daha iyi yanıt verirler. İyi
differansiye kanserlerde erken
metastaz riski daha azdır ve sıklıkla
cerrahi olarak tedavi edilirler.
Düşük insidanslı diğer larinks
kanserleri;
-
small cell karsinoma
-
mukoepidermoid karsinoma
-
adenokorsinoma
-
adenoid kistik karsinoma
-
sarkomlar (kondrosarkom, fibrosarkom rabdosarkom......)
LARİNGEAL
KANSER TANISI
Larinks kanseri tanısında kritik nokta şüphe duymaktır. Yetişkin
hastalarda 2 haftayı geçen
ses kısıklığı larinks
muayenesini gerektirir. Bu muayene indirekt ayna muayenesi ve
endoskopik görüntülemeyi içermelidir.
Sigara içicilik
öyküsü bu potansiyel riski oldukça arttırır, gastroözefajial reflü
daha az önemli bir risk faktörüdür.
Ses kısıklığı glottik tutulumun göstergesidir ve medikal
tedaviyle gerilemeyen karakterdedir. Glottik lezyonlar daha erken tanı alırlar,
çünkü ses kısıklığı hasta ve çevresi tarafından hemen farkedilir.
Supraglottik kanser çok geç tanı alabilir; semptomları çok gizli ve
şüphelidir ve sadece boğazda irritasyon bulguları olabilir. Tümör
büyüdükçe boğazda takılma hissi, kulak ağrısı ve disfaji daha
belirgin hale gelir. Ses kısıklığı
tümörün transglottik hale geçtiğini ve biyolojik olarak daha agresif
davranış aldığını gösterir. Tezat
olarak “sıcak patates sesi” sadece epiglotu tutan
vejetan tümörden kaynaklanabilir.
Subglottik tümörler genellikle ekzofitik büyümeleri sebebiyle
hava yolu tıkanıklığı bulgusu verirler.
Kanserin
kesin tanısı sadece biyopsiyle ve
patolojik olarak konur. Bu
indirekt laringoskopiyle, fleksibl endoskopiyle
yapılabilir, ama genellikle genel anestezi altında direkt
laringoskopiyle yapılır. Bu esnada tümörün yayılımı hakkında
bilgi edinilir ve özefagus
ve trakeobronşial ağaç’ta
diğer senkron primer lezyonlar
açısından değerlendirme yapılır. Hacimli lezyonlarda genel
anestezi öncesi entübasyon
için trakeotomi gerekebilir. Bu tür durumlarda biyopsiyi frozen
kesitlere göndererek eş
zamanlı gerekli cerrahiyi planlayan
kliniklerde vardır.
Hasta entübe edilebilirse lezyonun hacmini küçültmede lazer
cerrahisi yararlı olabilir ve trakeotomiden hasta korunur. Tümör şüphesi
olan tüm dokulardan larinks frozen biyopsileri alınmalıdır.
Bu metodla non kanseröz larinks lezyonlarının tedavisinde lazer
veya vokal kordların stripping’i gibi yöntemlerin uygulanabilmesine
imkan sağlanır.
LARİNGEAL
KANSERİN EVRELEMESİ
Kanser
lezyonu tanı ve direkt değerlendirmeden sonra “American Joint
Committee on Cancer”
e göre
evrelendirilir.
Tümör veya T evrelemesi, larinksin
horizontal alanlarına göre yapılır. Nodal metastaz veya N evrelemesi
nod boyutuna ve sayısına göre yapılır. Uzak metastaz veya M
evrelemesi boyun ve
larinks’in ötesindeki
lezyonu gösterir.
Nodal metastaz
evrelemeyi dramatik olarak etkiler. BT görüntüleme tümörün
paraglottik ve pre-epiglottik alan yayılımını ve kartilaj
destrüksiyonunu belirlemede yararlıdır. Ayrıca nodal
hastalık BT görüntülemeyle klinik muayeneden daha etkili olarak
belirlenebilir. |