|
KOKU
ALMA BOZUKLUKLARINDA TANI YÖNTEMLERİ
Koku
bozukluğu şikayeti ile başvuran bir hastanın değerlendirilmesinde en
önemli yöntem öykü ve fizik muayenedir. Öyküde koku alma bozukluklarının
ortaya çıkış zamanı, şiddeti, hangi kokulara karşı oluştuğu,
travma, ÜSYE, ilaç kullanımı gibi etyolojik nedenler araştırılmalıdır.
Fizik muayenede obstrüktif nedenler araştırılır ve her iki taraf için
koku testleri uygulanır. CT ve MRI; nazal kavite; paranazal sinüs ve
koku yollarının incelenmesi için kullanılabilir. Olfaktör mukoza
biopsisi nadiren uygulanır.
KOKU
DUYUSUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ
Koku
ve tat alma bozukluklarının muayenesinin en zor yanı bu duyuların değerlendirilmesine
yönelik testlerin subjektif oluşu ve belli bir standardizasyonun olmayışıdır.
Test için verilen koku uyaranlarının konsantrasyonu, akış hızı,
havanın saflığı, uygulama süresi çok iyi kontrol edilmelidir. Aslında
bu sorunlar çok basit değildir ve son yıllarda birçok merkezde yoğun
araştırmaların konusu olmaktadır. Günümüzde konuyla ilgili birçok
test geliştirilmiştir ve bunlar normal topluma göre standartlaştırılmıştır.
İyi bir test pratik ve kolay uygulanabilir olmalıdır.
Sık
kullanılan birkaç yöntem aşağıda verilmiştir:
Dilüsyon
testleri: Kokulu madde hava veya sıvı içeren bir tüp içine
konarak hastaya koklatılır Hasta kokuyu duymuyorsa kokulu madde oranı
arttırılır Hastanın hangi miktardan itibaren kokuyu aldığı not
edilir. Karşılaştırma amacıyla normal kişilerin koku alma eşikleri
belirlenebilir. Her iki taraf ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Olfaktör
Spektrogram: Genel olarak bilinen kokular sıvı içinde çözünmüş
halde kaplara yerleştirilir. Enjektör ve burun ucuna yerleştirilen tüp
aracılığı ile bu kokulu maddeyi içeren hava burun içine verilir.
Hastanın kap içinde ne miktarda kokulu madde varken, hangi kokuyu
alabildiği not edilir. Hem eşik belirleme hem kokuyu ayırt etme
testidir.
Butanol
Eşik Testi: Bir şişeye su, bir şişeye de su içinde butanol
konur. Hastadan hangisinin kokulu olduğunu ayırdetmesi istenir. Ayırt
edemedikçe butanol miktarı arttırlır. Kokulu şişeyi ayırt ettiği
zaman, arttırım yapılmadan tekrar sorulur. Yine bilirse eşik değer
olarak belirlenir. Eşik değerler normal kişilerle karşılaştırılır.
Nörologlar
koku duyusunu değerlendirmek için kokunun identifikasyonunu kullanmışlardır.
Tipik olarak çok az sayıda koku kullanılır ve hastanın bu kokuları
tanıması istenir. Ancak bu testler objektif değildir ve normal bir
insanda bile hatalı sonuçlar verebilir.
Kokunun
klinik olarak ölçülmesinde kullanılan testler psikofizik (subjektif)
ve elektrofizyolojik (objektif) testler olarak iki ana başlıkta
toplanabilir:
Psikofizik
Testler:
Kokunun
klinik olarak değerlendirilmesinde kullanılan psikofizik testler dört
grupta toplanabilir.
·
Kokunun algılanması
·
Kokunun diskriminasyonu
·
Kokunun tanınması
·
Kokunun identifikasyonu
Koku
algılama testleri: Kişinin algılayabildiği en düşük
konsantrasyondaki koku, eşik değeri olarak adlandırılır. Ancak bu
konsantrasyon sabit bir rakam değildir ve her denemede farklı sonuçlar
elde edilebilir. Bu nedenle ortalama eşik değeri matematiksel olarak
hesaplanır. Koku eşik değerinin saptanmasında üç yöntem kullanılır.
Birinci
yöntemde hastaya kolaylıkla algılayabileceği konsantrasyondan algılayamayacağı
konsantrasyona kadar bir koku uyaran serisi verilmesidir. Bunların
konsantrasyonları rastgele seçilir ve uygun sonuçlar alınabilmesi için
yüzlerce deneme yapılması gerekir. Doğru yanıtların oranı
belirlenir. İkili seçmelide %75, üçlü seçmelide %66-67 doğru yanıt
performansı, eşik değeri olarak kabul edilir. Bu sık kullanılan bir yöntem
değildir ve anlamlı eşik değeri saptamak için çok deneme yapmak
gereklidir.
İkinci
yöntemde azalan ve artan konsantrasyon serileri ile koku uyaranları
verilir. Konsantrasyonların arttığı serilerde hastanın algılayamayacağı
konsantrasyonlardan başlanarak konsantrasyon miktarı azar azar artırılarak
hastanın algılayabileceği miktara kadar çıkılır. Azalan
konsantrasyon serilerinde ise bunun tam tersi yapılır. İki seride
kokunun algılandığı konsantrasyonların kesişme noktası eşik değerinin
bulunmasında kullanılır.
Üçüncü
yöntem merdiven yöntemi olarak bilinir. İkinci yöntemin yaygın kullanılan
bir versiyonudur. Eşik değerine yakın konsantrasyonlarda çalışır.
Bu da testin süresini kısaltır.
Koku
diskriminasyon Testleri: Kokunun diskriminasyon özelliğini araştırmak
çok kullanılan bir işlem değildir.Burada hastadan istenen, ona verilen
kokuyu tanıması, identifiye etmesi, belirlemesi ya da hatırlaması değil,
sadece kokular arasında ayırım yapmasıdır. Bunun için üç yöntem
kullanılır.
En
basit olanında, hastaya verilen iki kokunun aynı mı yoksa farklı mı
olduğunun söylenmesi istenir. Belli sayıda, farklı veya aynı kokuları
içeren koku çiftleriyle yapılan bu testin sonuçları diskriminasyon
oranı olarak verilir.
Daha
yaygın olarak kullanılan ikinci testte ise, hastadan biri dışında aynı
kokuları içeren bir koku seti içinden farklı olanı seçmesi istenir.
Bu test defalarca tekrarlanır ve doğru saptamaların yüzdesi
diskriminasyon skoru olarak belirlenir.
Üçüncü
test daha karışıktır ve az kullanılır.
Koku
tanıma testleri: Eşik üstü koku tanıma testleri iki kategoriye
ayrılabilir.
Birinci
kategoride, hastaya iki üç koku içeren küçük bir set verilir ve
herhangi bir kokuyu duyup duymadığı sorulur. Kokuların identifiye
edilmesinin istenmediği bu test subjektiftir ve kaba bir testtir.
İkinci
kategoride ise hedef bir koku verilir ve hastadan bu kokuyu kendisine
verilen bir set içinden bulması istenir. Bu test defalarca tekrarlanır
ve doğru yanıtların skoru, test skoru olarak kabul edilir. Bu testin
bir varyasyonunda, hastaya dört koku içeren sekiz minik şişe verilir
ve aynı kokuları içeren kokuları eşleştirmesi istenir. Sonuçlar 0-4
arası değerlerdir. Bu iki ya da üç kez tekrarlanır ve ortalama değer,
testin skorudur.
İdentifikasyon
testleri: Bu test için üç temel yöntem vardır.
Birincide,
hastadan kendisine verilen setin içindeki kokuları tanıyıp isimleri
yazması istenir. Ancak kokuları tanıyan normal bir denek bile bu konuda
zorlanmaktadır.
Evet/
hayır testinde ise hastaya bir koku koklatılır ve bir koku ismi söylenir.
Kokladığı kokunun bu olup olmadığı sorulur. Doğru bir skor elde
edebilmek için bu testin defalarca tekrar edilmesi gerekir.
Üçüncü
test ise çoktan seçmeli bir testtir. Denek kendisine verilen kokunun
ismini kendisine verilen bir koku listesinden seçerek bulmaya çalışır.
Çoktan seçmeli testin çok farklı varyasyonları tanımlanmıştır.
Bunlar içinde Pennsylvania Üniversitesi Koku Belirleme Testi (University
of Pennsylvania Smell Identification Test = UPSIT) en yaygın kullanılanıdır.
Bu test kırk adet mikrokapsül kokuyu deneğin belirleyebilme yeteneği
üzerine odaklanmıştır. Her mikrokapsül için dört koku ismi verilmiştir.
Doğru olan isim bunlar arasından seçilir. Doğru yanıtlar bu testin
skorudur.
Elektrofizyolojik
Testler:
Elektro-olfaktografi:
İlk kez 1956 yılında Ottoson kurbağaların kokuyla uyarılmış
olfaktor bölgelerinden yavaş, negatif ve monofazik potansiyeller elde
etmiştir. Buna ek olarak farklı uyaranlara karşı farklı yanıtların
ortaya çıktığı gösterilmiştir.
Elektro-olfaktogramda
regio olfactoria üzerine bir elektrot yerleştirilir. Eğer reseptör
uyarılırsa negatif bir dalga oluşur. Bu test olfaktor mukoza hastalıklarını
santral hastalıklarından ayırmaya yarar.
Zamanla
bu teknik geliştirilmiştir. Özellikle uyarı ve onu etkileyen faktörler
ile kayıt teknikleri düzeltilmiştir. Bugün birçok merkez klinik değerlendirme
için bu testi kullanmaktadır. Ancak klinik ve araştırma alanındaki
yeri halen tam oturmamıştır.
Uyarılmış
olfaktör potansiyeller: Koku uyarımı ile elektroensefalografide değişiklik
ortaya çıkabileceği düşünülmüş ve ilk kez 1966 yılında
Finkenzeller koku uyarımı ile serebral uyarılmış potansiyelleri tanımlamıştır.
Teknolojinin ilerlemesiyle bu konuya ilgi artmıştır. Özellikle son
gelişmelerle uyarılmış potansiyellerin topografik dağılımı da gösterilmeye
başlamıştır. 1993 yılında Auffermann koku bozukluğunun objektif tanısında
kullanılabileceğini bildirmiştir.
Bu
testte perkutanöz olarak yerleştirilen elektrotlar yardımı ile kokulu
maddelere karşı beyin sapı potansiyelleri ölçülür. Yapılan çalışmalar
kokulu uyaranlara karşı 150 ve 350 ms’de ortaya çıkan iki potansiyel
elde edilmiştir.
Koku
testleri hastanın yaşından etkilenir. Çocuklar ve yaşlılarda test
sonuçları daha subjektiftir. Kokulu maddelere karşı adaptasyon da bu
testler sırasında sorun yaratabilir. Genellikle 1-5 dakika arasında
kokuya karşı önemli bir adaptasyon gelişir. Kadınlarda ovulasyon döneminde
daha iyi koku alınırken, menstrüasyon sırasında koku duyusu azalır.
Tanımlanan
bu testlerin çoğu pahalı teknolojiler gerektirmekte ve çok zaman
almaktadır. Buna rağmen klinik kullanımda yerlerini almıştır. Koku
alma bozukluğu olan bir hastada yeterli ve doğru öykü alma, fizik
muayene. Radyolojik inceleme ve testler doğru tanı için gereklidir.
|