|
B- ENFEKSİYÖZ / ENFLAMATUAR HASTALIKLAR |
Doç.
Dr. Oğuz BASUT |
|
Akut Süpüratif Otitis Media (ASOM)
Kulak zarı hiperemisi, orta kulakta pürülan sıvı
birikimi (bazen perfore olup akıntı da olabilir),
kulak ağrısı, yüksek ateş, huzursuzluk, iştahsızlık,
kusma ve benzeri semptom ve bulgulardan oluşan, orta
kulağın ani başlangıçlı ve şiddetli bir erken evre
hastalık tablosudur. Akut otitis media, akut pürülan
otitis media gibi isimlerle de bilinmektedir. Tüm yaş
gruplarında görülse de temel olarak çocukluk döneminde
çok daha sık görülür.
Risk Faktörleri
Yaşın küçük olması, cinsiyetin erkek olması, kalabalık
yerlerde yaşam, biberonla beslenme, sigara (aktif ya
da pasif), ilk atağın erken yaşta geçirilmesi, evde
viral enfeksiyon varlığı, kardeş ya da anne babada
ASOM öyküsü, yetersiz sağlık koşulları, yoksulluk,
mevsim (kış, sonbahar), ırk, çeşitli patolojik
durumların bulunması (yetersiz bağışıklık sistemi,
yarık damak, siliyer diskinezi, Down Sendromu, kistik
fibroz) ve diğer durumlar (posterior tampon,
perforasyon veya ventilasyon tüpü varlığında kirli ya
da klorlu suda yüzme, dalma).
ASOM
için en önemli etyolojik faktör, üst solunum yolu
enfeksiyonudur. Bu enfeksiyonların büyük bir kısmının
viral olmasına karşın, ASOM bakteriyel enfeksiyon
olarak kabul edilmektedir.
En
sık üretilen etkenler, S.pneumonia, H.influenzae ve
M.catarrhalis’tir. S.pneumonia en önemli ASOM
etkenidir ve bir çok vakadan birkaç tipi (19, 23, 6,
14, 3, ve 18) sorumludur.
Klinik
1-
Hiperemi evresi: Orta kulak mukozasında ödem ve
vasküler dolgunluk artmıştır. Kulak ağrısı henüz
başlamamıştır, hafif ateş vardır.
2-
Eksüdasyon evresi: Orta kulak ve mastoid hücrelerde
basınçlı eksüda birikir. Ateş yükselir, kulak ağrısı
şiddetlenir. Belirgin iletim tipi işitme kaybı ortaya
çıkar.
3-
Süpürasyon evresi: Sıkışan pürülan akıntı sonucu önce
kulak zarı delinir, kanlı pürülan akıntı ve sonrasında
pürülan akıntı DKY’dan gelir. Pürülan birikim drene
olunca hastanın şikayetleri hızla azalır, ağrı
kesilir, ateş düşer.
4-
Koelesan (rezolüsyon) evresi: İyileşme başlar.
Semptomlar azalır ve kaybolma eğilimi gösterir. Ancak
orta kulaktaki sıvının kaybolması için 2-4 haftalık
bir sürecin geçmesi gerekir. Bu dönemde yapılacak
kontrollerde orta kulakta sıvı varlığının görülmesi,
hastalığın devam ettiğini düşündürmemelidir.
Otoskopi
Kulak zarı kızarık, kabarık, öne bombeleşmiş,
hiperemik, sonraki dönemlerde toplu iğne başı
büyüklüğünde spontan perforasyonlar mümkündür, buradan
pulse eden pürülan sekresyon gelebilir. Bombe, dışa
itilmiş, kırmızı ve hareketsiz bir kulak zarı ASOM
tanısına yaklaştırır. Çoğu hekim kızarıklığı tanı
kriteri olarak kabul etmektedirler. Ancak ağlama
(çocuklar muayene sırasında genellikle ağlar), DKY’dan
serümen temizlenmesi sırasında oluşan iritasyon ve
ateş kulak zarında hiperemiye neden olabilir. Bu
yüzden kulak zarının rengi ASOM tanısını koymadaki
önemi azdır. |
|
|
|
Tedavi
·
Antibiyotikler; amoksisilin, amoksisilin+klavulanat
asit, ampisilin-sulbaktam, sefuroksim aksetil,
sefprozil, sefaklor, lorakarbef, azitromisin,
klaritromisin tercih edilebilecek antibiyotiklerdir.
Perforasyon varsa antibiyotik tedavisine başlamadan
önce kültür-antibiyogram ve buna göre tedavinin
yönlendirilmesi uygundur. Antibiyotik kullanım süresi
10-14 gün olmalıdır.
·
Dekonjestan; lokal ya da sistemik uygulamalar ile
Östaki borusu ventilasyonu iyileştirilir. Örneğin;
topikal ksilometazolin, sistemik psödoefedrin.
·
Analjezi; yaşa ve gereksinime göre parasetamol
verilebilir.
·
İleri derecede kulak zarı bombeleşmesi ve ağrı varsa
parasentez yapılmalıdır.
·
İleri düzeyde İTİK ile seyreden iltihabi sekresyon ve
tinnitus varsa, konservatif tedaviye direnç ve
komplikasyon gelişirse kulak zarına ventilasyon tüpü
yerleştirilir.
Komplikasyonlar:
Başlangıç semptomlarının yeniden ortaya çıkması (ateş,
kulak ağrısı, otore, genel durumun kötüleşmesi)
mastoidit başlangıcını düşündürür.
Rekürren Süpüratif Otitis
Media (RSOM)
Bazı
çocuklar tekrarlayan ASOM ataklarına maruz kalırlar.
Son 6 ay içerisinde 3, ya da son bir yıl içerisinde 4
ASOM atağı geçirmiş ise RSOM tanısı konur. Altta yatan
IgA eksikliği veya hipogammaglobulinemi gibi
araştırılması gereken immunolojik bir bozukluk
olabilir.
RSOM’un önlenmesindeki amaç, ağrı ve ateş sıklığını
azaltmak, işitme kaybı süresini kısaltmak, muayene ve
tedavi masrafları düşürmek ve uzun dönem sekelleri
önlemektir.
RSOM,
tedavisindeki temel seçenekler antibiyotik
profilaksisi ve ventilasyon tüpü uygulamasıdır. Aktif
bağışıklama, atakların sıklığının azaltılmasında
oldukça etkin bir yöntemdir.
|
|
Efüzyonlu Otitis Media (EOM)
EOM,
akut enfeksiyon yakınmaları ve bulguları olmaksızın
orta kulakta seröz yada mukoid sıvı birikmesi ile
karakterize bir enflamasyon tablosudur. Terminolojide
EOM ile aynı anlamı taşıyan bir çok isimlendirme
bulunmaktadır (seröz OM, mukoid OM, kataral OM,
sekretuar OM, non-süpüratif OM, orta kulak efüzyonu,
Glue Ear)
EOM
açısından yapılan insidans çalışmaları, okul öncesi
çocukların %35 ve %70’inin en az bir EOM epizodu
geçirdiğini göstermektedir. EOM’nın oluşmasındaki en
önemli üç etyolojik neden enfeksiyon, enflamasyon ve
orta kulağın aerasyon bozukluğudur.
EOM,
orta kulağın yetersiz havalanması ya da mukosilier
klirens mekanizmasının bozulması sonucu ortaya çıkar.
EOM’nın oluşmasında etkisi olan ya da kolaylaştırıcı
bir çok faktör tabloda gösterilmiştir. |
|
EOM Risk faktörleri
|
-
Akut otitis
media sıklığı
-
Üst solunum
yolları enfeksiyonları
-
Adenoid
vejetasyon
-
Sık ve
kuralsız antibiyotik kullanımı
-
Doğumsal ve
konjenital sorunlar
-
Down sendromu
-
Yaş ve cins
|
o
Kalabalık aile
o
Tedavide gecikme
o
Kötü hijyen
o
Evde büyük
kardeş
o
Kreş ortamı
o
Evde sigara içilmesi
Meteorolojik faktörler
Ortalama güneşlenme şiddeti
Ortalama nisbi nem
Kış mevsimi
o
Sinüzit
Septal eğrilikler
o
Konka hipertofisi
o
Koanal atrezi ya da stenoz
o
Nazogastrik sonda
o
Nazotrakeal tüp
Nazofarinks tümörleri
-
Mastoid
pnömatizasyonu
-
Genetik
faktörler
-
İatrojenik faktörler
Antibiyotiklerin sık reçete edilmesi
Adenoidektomiye bağlı olası stenoz
Radyoterapi |
|
|
|
Klinik Belirtiler ve Anamnez
EOM
oldukça silik klinik belirtilerle seyreden bir
hastalıktır. Özellikle de, ağrı, ateş ya da kulak
akıntısı gibi belirtilerin olmaması ailenin ve de
hekimin dikkatinin kulağa yönlenmesini önler. İşitme
sorunları çoğunlukla fark edilmez. Ebeveynler çocuğun
çağrılara cevap vermemesini genellikle ilgisizliğine,
TV sesini fazla açmasını ilgisine ve yakından
seyretmesini olası bir görme kusuruna bağlar.
Ailelerin en kolay fark ettikleri olay, ÜSYE
tipindeki hastalıkları sırasında çocuğun işitmesinin
geçici olarak azaldığıdır. Ebeveynlerin diğer başvuru
nedenleri de: çocukların geçirilmiş kulak ağrıları,
okul ortamındaki uyumsuzlukları, öğrenme yetenekleri
ve başarı durumları yanında öğretmenlerinin bu
konulardaki uyarılarıdır.
Tanı Yöntemleri
Bu
hastalığın tanısındaki en önemli problem, hastalığın
çoğunlukla çocuklarda görülmesine bağlı kişisel ifade
yetersizliği, semptomların az ve silik olması ile
fizik muayenedeki teknik zorluklardır.
Otoskopi
Kulak zarı değişik görünümde, renkte ve
özellikte olabilir. Alışkın olmayan bir göz, kaba bir
muayenede, EOM bulgularını atlayabilir.
EOM’da kulak zarının şeffaf görünümü ve beyaz rengi
çoğunlukla değişmiştir. Renk bazen açık pembe, bazen
kehribar sarısı, bazen de soluk mor refleli olabilir.
Seröz ve akut efüzyonlarda kulak zarı şeffaf yada
donuk olup hava-sıvı seviyeleri ya da hava
kabarcıkları seçilebilir. Işık üçgeni genelde
kaybolmuştur. |
|
|
|
Pnömatik Otoskopi
EOM
tanısında en önemli ve en fazla ihmal edilen muayene
yöntemlerinden birisi de pnömatik otoskopidir. Bu
yöntem ile kulak zarının hareketliliği ve orta kulağın
içerikleri hakkında bilgi edinilebilir.
Diapozon Deneyleri
İşitme
kaybını göstermede ve tanıyı doğrulamada basit, ucuz,
yararlı bir yöntem olan diapozon deneyleri mutlaka
yapılmalıdır. Rinne deneyinin negatif bulgu
vermesi; ve tek taraflı şüpheli patolojilerde
Weber’in o kulağa lateralize olması, görülen otoskopik
bulgunun beraberinde bir iletim tipi işitme kaybı
olduğunu doğrular. |
|
İmpedansmetri
Tanıda, hastanın takibinde ve araştırmalarda kullanımı
olan oldukça faydalı bir yöntemdir. Bununla
timpanometri, akustik
refleks ve Östaki borusu
fonksiyon testleri
yapılabilir. İmpedansmetrik tetkikte
timpanogram trasesi Tip B olarak bulunur.
Odyometri
EOM’nın fonksiyonel sonuçlarını
belirleyebilmek için işitme kaybının derecesini
saptamak gerekir.
Tedavi
EOM
tedavisinde, konservatif, medikal tedavi ve cerrahi
tedavi yöntemleri uygulanır.
1- Konservatif Tedavi
EOM
tedavisi doğrudan etyolojik nedenlere ve risk
faktörlerine yönelik olmalıdır ve tedavide orta
kulağın normal aerasyonu amaçlanmalıdır.
Kulak zarında retraksiyon, 40 dB’i aşan bilateral
kayıp, ek bir sensorinöral işitme kaybı, üç ayı aşan
bir efüzyon süresi, konuşmada gecikme, sık akut otitis
media atakları olmadıkça hastalar birer ay gibi
aralarla izlenebilirler.
2- Medikal Tedavi
Uzun
süren veya semptomatik seyreden EOM’larda sekelleri
önlemek için tedavi endikedir. Tedavinin amacı
enfeksiyonu gidermek, enflamasyonu azaltmak ve orta
kulak aerasyonunu sağlamaktır.
Başta antibiyotikler ve dekonjestanlar olmak üzere çok
sayıda medikal ajan kullanılmaktadır. Ancak bunlardan
herhangi birinin kesin tedavi sağlayacağını iddia
etmek mümkün değildir.
Antibiyotik:
2
hafta süreli antibiyotik kullanımı iyileşmede anlamlı
bir farklılık sağlar. EOM’da, aksine acil bir
endikasyon yoksa, ventilasyon tüpü takma işlemine
karar vermeden önce iki hafta süre ile uygun
antibiyotik tedavisinin doğru bir davranış olacağı
söylenebilir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken
nokta her hekimin her gördüğü EOM olgusunda
antibiyotik tedavisini bir kez kullanması değil; her
EOM’lı hastanın uygun süre ve dozda antibiyotik
tedavisini bir kez almasıdır.
Antibiyotik seçerken orta kulak enfeksiyonlarında
sıklıkla izole edilen üç bakteriyi (S. pneumonia, H.influenza
ve M.catarrhalis) hesaba katarken, rezistans kazanmış
patojenleri, viral enfeksiyonların katılımlarını,
seçilen ilacın orta kulak sıvılarına geçişteki
farmakodinamiğini, kültürle ispatlanmış orta kulak
efüzyonundaki patojene bile her zaman klinik cevap
alınamayabileceğini hatırlamak uygun olacaktır.
Önerilen antibakteriyel ajanlar olarak amoksilin,
amoksisilin-klavulanat kombinasyonları, ikinci ve
üçüncü kuşak bazı sefalosporinler ve yeni makrolidler
sayılabilir.
Dekonjestan:
Dekonjestiyon yaratılarak orta kulağın daha iyi
ventile olması amaçlanır. Kısıtlı süre ile (beş gün)
sistemik ve topikal dekonjestan kullanımı EOM tedavisi
için uygundur ve bu süre içinde bir yan etki ya da
rebound etkisi oluşmaz.
Antihistaminik:
Son
çalışmalar, orta kulağın alerjinin hedef organı
olmadığı ve EOM’nın iyileşmesinde alerji tedavisinin
anlamlı bir etkinliği olmadığını göstermektedir.
Non
Steroid Anti Enflamatuar (NSAI):
Bu
ajanların EOM’da enflamasyonu giderici olarak
kullanılmaları düşünülebilirse de, bu ajanların
araşidonik asidi siklik endoperoksit’e çeviren
siklooksijenaz’ı inhibe ettikleri unutulmamalıdır.
Siklik endoperoksit, prostoglandinlerin ve
tromboksanların prekürsörleri olduğundan bu yolla
prostoglandin sentezi inhibe edilmiş olur; aksine
Lökotrienlerle beraber enflamasyon da artar. Bu
nedenle NSAI ilaçlar EOM tedavisinde
kullanılmamalıdır.
Steroid:
Steroid kullanımının bir etkisi, nazofarinks ve Östaki
borusunda yüzeyel aktif ajanları stimüle ederek
buradaki hava ve sıvı hareketini kolaylaştırmanın
yanında bir diğer olumlu etkisi de fosfolipaz’ı
inhibe ederek nötrofil hücre membranındaki
fosfolipidlerin araşidonik asit’e dönüşmesini ve
böylece lökotrien yapımını önlemesidir. |
|
3- Cerrahi Tedavi
Cerrahi tedavi, EOM olgusunun yakın bir gelecekte
düzelmesinin olası görülmediği ve işitme kaybının
aşırı olduğu durumlarda endike; komplikasyonlara ait
ön bulguların ortaya çıkması durumunda kaçınılmaz ve
acildir.
Efüzyonlu
otitis media’da cerrahi tedavi endikasyonları
1-
Kulak zarında retraksiyon, manibrium mallei’de
dikleşme, inkus’a temas *
2-
Ek sensorinöral kayıp *
3-
Konuşmanın gecikmesi *
4-
İşitme kaybının fazlalığı *
5-
İnatçı ve yakın bir gelecekte düzelmenin olası
görülmediği efüzyon
6-
Kışa giriş
7-
Efüzyondan bağımsız adenoidektomi ve/veya
tonsillektomi endikasyonu
* Acil endikasyon
Medikal
tedaviye cevap verebilecek ve sadece timpanosentez ile
düzelebilecek efüzyon olguları ile, efüzyonu olsa da
sadece ventilasyon tüpü (VT) ile tedavisi mümkün
olmayan olgularda ventilasyon tüpü endike değildir.
Adenoidektomi, EOM’lı çocukta, orta kulaktaki
enflamasyonun azalmasını sağlar.
Kronik EOM tanısı ile cerrahi endikasyon konan
olgularda uygulanacak en iyi cerrahi yöntem
ventilasyon tüpü ve adenoidektomi’nin beraberce
uygulanmasıdır.
Ventilasyon Tüpleri:
Kulak zarına yapılan insizyonla takılan küçük, tübüler
implantlardır. Orta kulak efüzyonunu kısa vadede ve en
etkin şekilde gideren yöntemdir; ve bugün dünyada en
çok uygulanan cerrahilerden birisidir. VT, Östaki
borusunun havalandırma ve klirens fonksiyonlarını
karşılar; ama koruma fonksiyonunu bozar. VT
uygulaması endikasyonları ile EOM’nın cerrahi
endikasyonları aynıdır. Ventilasyon tüpü uygulamasında
yaş sınırı yoktur.
Erişkinde EOM
EOM,
erişkinlerde çocuklardan çok daha seyrek görülür ancak
çok daha ciddi nedenlere bağlı olabilir.
Etyolojik nedenler:
Erişkin EOM’sında, özellikle tek taraflı olanlarda,
ilk ekarte edilecek patoloji nazofarinks Ca ya da
lenfoma olmalıdır. Neoplastik olmayan, Wegener
granülomatozu ve malign otitis eksterna da olası etken
patolojilerdir. Bunlara ek olarak radyoterapi,
paranazal sinüs hastalıkları, adenoid hipertrofisi,
barotravma, nazogastrik sonda da diğer etkenler
arasında sayılabilir.
|
|
Kronik Süpüratif Otitis Media
(KSOM)
Orta
kulak ve mastoid boşlukların, kronik enflamasyonu ve
enfeksiyonu ile karakterize bir
hastalığıdır. ASOM’nın 3
aydan fazla sürmesi halinde tablonun kronikleştiği
kabul edilir. Etyopatogenezinde tek bir neden yoktur.
Akut, yineleyen ve EOM’da geçerli olan nedenler
KSOM’un öncülü olarak kabul edilir. Ayrıca Östaki
borusunun
fonksiyon bozukluğu da önemli bir etmendir.
Hastalık basit-benign ve progressif-destrüktif
formlar gösterebilir. Enfeksiyon bu formlar içerisinde
aktif, intermitan ve inaktif dönemler göstererek
sürebilir.
İnsidans %14-62, prevelans ise %2-52
arasında değişmektedir. Sosyo-ekonomik faktörlerin
olumsuz etkileri çoğu araştırıcı tarafından kabul
edilmektedir; kötü çevre koşulları, beslenme,
mevsimsel faktörler, alerji, üst solunum yolu
enfeksiyonları, ailevi faktörler, bağışıklık
yetmezliği, sigara içimi, kapalı ve yakın sosyal yaşam
olumsuz nedenler arasında sayılmaktadır.
Sıklıkla izole edilen
mikroorganizmalar; P. aeruginosa, S. aureus ve daha az
olarak diğer enterik gram negatif ve anaerobik
bakterilerdir.
Patoloji
Patolojik değişiklikler arasında
iltihabi prosesin yanı sıra kemik erimesi, kolesteatom,
kolesterol granuloması ve timpanskleroz gibi oluşumlar
görülebilmektedir. Bu patolojilerin oluşum mekanizması
tam olarak anlaşılamamıştır. KSOM’da patolojik
değişiklikler aktif ve inaktif olmak üzere ikiye
ayrılır. Aktif değişiklikler daha çok mukoza ve
submukozada artmış vaskülariteye ilişkin belirtiler
olup, akut ve kronik enflamatuar sürecin yol açtığı
ülserasyon
ve granülasyon dokusu ile karakterlidir. İnaktif
lezyonlar ise fibroz ve osteoneogenezle birlikte
seyrederler.
KSOM’nın Tipleri
KSOM’da klinik tipler, hastalığın
tubotimpanik ve attiko-antral özelliklerine göre
değerlendirilir.
1. Kronik Basit Otitis Media
Tubatimpanik özellikler taşır ve benign
olarak kabul edilir. Pars tensada değişik boyutlarda
perforasyon bulunur. ÜSYE ile, Östaki
borusu
yoluyla veya dış kulak kanalıyla
enfekte olup akıntılı dönemler gösterir. Bunun tersine
kuru ve akıntısız dönemler de mevcuttur.
İşitme kaybının derecesi perforasyonun
yeri ve boyutlarına, kemikçik tahribatına ve iç
kulağın etkilenmesine göre değişmekle beraber, genelde
azdır.
2. Kronik Mukozal Otitis Media
Benign boyutları daha az olup, agresif
özellikleri daha fazladır. Geniş ya da totale yakın
perforasyon mevcuttur. Uzun süren kokusuz, profüz
mukoid ve mukopürülan akıntılarla karakterizedir.
Burada da işitme kaybı aşırı değildir.
3. Kronik Kolesteatomlu Otitis Media
Bu tip otitlerde kolesteatom oluşumu,
edinilmiş (akkiz) ve doğumsal (konjenital) olmak üzere
iki grupta incelenir.
a-
Edinilmiş Kolesteatom: Pars flaksidadaki
perforasyondan içeri giren epitelyal dokunun
çoğalması, birikmesi ve deskuame olmasıyla meydana
gelir. Yavaş ve sinsi bir gelişim gösterir.
b- Doğumsal Kolesteatom:
Herhangi bir enfeksiyon veya otit öyküsü olmaksızın
sağlam
kulak zarı
arkasında gelişen kolesteatomdur. Uzun
süre sessiz kalır.
Klinik Belirtiler ve Tanı
Ağrı:
Kronik otitlerde ağrı oluşmaz. Ağrının ortaya çıkması
komplikasyonların habercisi olabilir. Ayrıca KSOM’a
otitis eksterna eşlik ederse de ağrı bulunabilir.
Akıntı:
Aktif devrede sık görülür. Akıntı genelde seromukoid
yapıda ve kokusuzdur. Sekonder enfekte olgularda
akıntı pürülan görünüm alır.
İşitme Kaybı:
İletim tipi bir işitme kaybı bulunur. Basit
perforasyonlar, bunların lokalizasyonları, akıntı
niteliği, miktarı, osteit, granülasyon ve polipler,
kemikçik patolojileri, kolesteatom, timpanoskleroz ve
mevcut debrisler işitme kaybının miktarını etkiler.
Orta genişlikteki perforasyonlarda yaklaşık 30 dB,
totale yakın ve pencereleri gören perforasyonlarda 50
dB’e varan kayıplar beklenir.
Kanama:
Genellikle granülasyon ve poliplerden kaynaklanır.
Baş Dönmesi:
Enfeksiyonlar sırasında yuvarlak pencere membranının
geçirgenliği artar ve bakteriyel toksinler kolaylıkla
labirente geçerek sınırlı labirentite yol açar.
Radyolojik Görüntülüme:
Günümüzde bu grafilerin pek değeri kalmamıştır.
Otitlerin değerlendirilmesinde bilgisayarlı tomografi
tanısal açıdan manyetik rezonans görüntülemeye göre
daha üstün kabul edilmektedir. |
|
|
|
KSOM Cerrahi Tedavi
Kulak
zarında
perforasyon gösteren tüm kronik otit
tipleri cerrahi tedaviye adaydır. Otitlerin cerrahi
tedavisinde standart hale gelmiş kurallar vardır.
Bunlar sırasıyla şu şekildedir;
1- Kulaktaki enfeksiyonu ve olası tüm
patolojileri temizlemek,
2- Bu işlemler sırasında doğal
anatomiyi mümkün olduğu kadar korumak,
3- En ideal şekilde işitmeyi düzeltmek.
Kronik süpüratif otitis medianın tüm
klinik formları için uygulanabilen cerrahi tedavi
şekilleri aşağıda görüldüğü üzere
standartlaştırılmıştır. Ancak tedaviyi uygulayacak
otolog, hastanın tüm özelliklerini dikkate alarak bu
yöntemlerden birini tercih edecektir. Uygulama
sırasında karşılaşacağı patolojik tabloya göre
tanımlanan teknikler üzerinde kendi deneyimini de
dikkate alarak, bazı değişiklikler yapabilir.
1. Radikal Mastoidektomi
Dış kulak kanalı arka duvarının
indirildiği (canal wall down) ve açık teknik olarak
adlandırılan uygulamaların esasını oluşturur. Radikal
mastoidektominin amacı mastoid havalı boşlukları,
antrum, epitimpanum, mezo- ve hipotimpanumu dış kulak
kanalıyla birleştirerek, dışa açık ve epitelize tek
bir kavite haline getirmektir.
2. Modifiye Radikal Mastoidektomi
Konservatif mastoidektomi özellikleri
yanında, rekonstrüksiyon ve perforasyon onarımını da
mümkün kılar.
3. “Intact Bridge” Mastoidektomi
4. Mastoid Obliterasyon Ameliyatları
Yaygın kolesteatom, osteit ve nekrozun
bulunduğu kronik otit olgularında bu patolojik
dokuları tamamen temizlemek amacıyla uygulanır.
5. Miringoplasti
Zardaki perforasyonun kapatılması
amacını taşır. Burada kemikçik zinciri sağlamdır.
Çeşitli malzemeler perforasyonun altında veya üstünden
yerleştirilerek zar kapatılır. Günümüzde greft
materyali olarak genellikle temporal kas fasyası
tercih edilmektedir.
6. Mastoidektomisiz Timpanoplasti
Burada amaç orta kulaktaki patolojileri
gidermek ve işitme fonksiyonunu elden geldiğince
düzeltmektir.
7. Mastoidektomili Timpanoplasti
Amacı mastoid kavite, antrum, attik,
aditus ve tüm orta kulaktaki patolojilerin
temizlenmesi, timpanoplasti ve kemikçik
rekonstrüksiyonu yapılarak işitmenin düzeltilmesi
şeklinde özetlenebilir |
|
Kolesteatom
Patogenezi ne olursa olsun kolesteatom,
olmaması gereken yerde bulunan deriye ait skuamöz
epitel dokusu olarak tanımlanabilir. Yavaş ilerleyen
bir prosestir; fakat ne zaman hızlanacağını ve
destrüktif olacağını kestirmek zordur. Bu nedenle
saptanması halinde tedavisi cerrahidir. Cerrahi
tedavide temel prensipler şunlardır: 1) Kolesteatomun
ve buna bağlı olarak gelişen kronik enfeksiyonun (osteit,
granülasyon, hastalıklı mukoza ve kolesterol granuloma)
tamamen temizlenmesi ve kulağın sakin, emin ve kuru
bir hale getirilmesi; 2) İşitmenin en azından
korunması, eğer mümkünse yükseltilmesi; 3) Anatomik
yapıların olabildiğince korunması. Kolesteatomun
cerrahi tedavisinde açık (canal wall down) ve kapalı (canal
wall up=intact canal wall) teknikleri uygulanmaktadır. |
|
|
|
Kolesteatomun Klinik Tipleri
1- Edinilmiş Kolesteatomlar
2- Doğumsal Kolesteatom
3- Petröz Apeks Kolesteatomu
4- Dış Kulak Kanalı Kolesteatomları
5- İyatrojenik Kolesteatomlar
6- Rezidiv Kolesteatomlar
|
|
Otitis Media’nın
Komplikasyonları
Orta
kulak enfeksiyonlarına bağlı komplikasyonlar
denildiğinde, enfeksiyonun orta kulak boşluğunu
döşeyen mukozanın ve periostunun dışına yayıldığı
anlaşılır. Otojen komplikasyonların ASOM ve KSOM
sırasında ortaya çıkabilmesine karşın, günümüzde
KSOM’a bağlı komplikasyonlar daha sık görülmektedir.
Enfeksiyon Yayılma Yolları
Doğuştan var olan yollar
ile yayılma:
Oval ve yuvarlak pencereler, juguler bulbus,
petroskuamöz sütür ve fasiyal sinir üzerindeki
desisanslar, vestibüler akuaduktus gibi orta kulak ile
çevre yapılar arasında doğuştan var olan yollar,
enfeksiyonların yayılma yolları arasında sayılabilir.
Kemik erozyonlarına
bağlı dehisanslardan yayılma:
Günümüzde intrakraniyal yayılımın en sık kolesteatomlu
veya kolesteatomsuz KSOM ve tümörlere bağlı kemik
erozyonlarının oluşturduğu dehisanslardan yayılma ile
oluştuğu kabul edilmektedir.
Travma ve cerrahi
defektlere bağlı dehisanslardan yayılma:
Temporal kemik kırıkları, lateral semisirküler kanala
yapılan fenestrasyonlar ve stapedotomi bu grupta
sayılabilir.
Periflebit ve
tromboflebit yoluyla yayılma:
Enfeksiyon materyali ya doğrudan venöz damarlar
aracılıyla ya da tromboflebitlere neden olarak
yayılabilir.
Virchow-Robin
periarteriyoler alan aracılığı ile
yayılma:
Primer enfeksiyonla ilişkileri yokmuş gibi görünen
bazı beyin apselerinin açıklanması bu yolla
yapılabilir.
Mikrobiyoloji
ASOM
mikrobiyolojisinde S.pneumonia, H.influenza ve
M.catarrhalis ön sıraları almaktadır. KSOM’a neden
olan patojenler ise P.aeruginosa, S.aureus, Proteus ve
difteroidlerdir.
Sınıflandırma
Ekstrakraniyal
İntratemporal
Mastoidit
Fasiyal paralizi
Labirentit
Labirent fistülü
Petrozit
Ekstratemporal
Subperiostal apseler
Postaurikuler apse
Bezold apsesi
Zigomatik apse
İntrakraniyal
Menenjit
Lateral sinüs tromboflebiti
Epidural apse
Subdural ampiyem
Beyin apsesi
Otitik hidrosefalus
|
|
Ekstrakraniyal İntratemporal
Mastoidit
Klinik:
Akut mastoiditlerde en sık görülen
bulgular
kulak arkasında şişkinlik, eritem, aurikulanın öne
itilmesi, ipsilateral kulak zarında bombeleşme ve
ağrıdır (Mastoiditin klasik semptom triadı; otore,
mastoide basmakla ağrı, kulağı öne iten retroaurikuler
şişlik).
Fizik muayenede; retroaurikuler bölgede
kızarıklık ve şişkinlik, basınç uygulandığında ağrı;
otoskopik muayenede kulak zarında hiperemi, bombeleşme
veya perforasyon ve dış kulak kanalı arka duvarında
şişme belirlenmesi akut koalesan mastoiditi
düşündürmelidir.
Tedavi:
Akut mastoiditte en sık S.pneumonia, S.pyogenes, P.Aeruginosa
gibi etkenler görüldüğünden, geniş spektrumlu
antibiyotikler parenteral olarak uygulanır. Cerrahi
tedavi çocuklarda antrotomi, büyüklerde ise basit tam
mastoidektomidir. Özetleyecek olursak, tedaviye rağmen
iki haftadan fazla kulak akıntısının olması,
intrakraniyal komplikasyon belirtilerinin görülmesi ve
subperiostal apse cerrahi endikasyonları oluşturur.
Fasiyal Paralizi
ASOM
ve KSOM’a bağlı olarak oldukça sık görülen bir
komplikasyondur. ASOM’da fasiyal paralizi genellikle
hastalığın başlangıcından sonra onbeş gün içerisinde
ortaya çıkar. Akut nörinit ve ödem dolayısıyla kanal
içinde kompresyon ortaya çıkar. Bunun sonucu olarak
iskemi oluşur; bu da sinirin nöropraksisine neden
olur. ASOM’dan kaynaklanan fasiyal paralizi
tedavisinin temelini antibiyotik ve miringotomi
oluşturur.
Kronik destrüktif orta kulak hastalıklarında
enflamatuar proses Fallop kanalını erode ederek
bütünlüğünü bozar. Kolesteatomlu KSOM bu erozyonun en
büyük nedenidir. KSOM ve kolesteatoma bağlı fasiyal
paralizilerde tedavinin temelini tam mastoidektomi,
sinire bası yapan kolesteatom kitlesinin çıkarılması
ve fasiyal sinirin dekompresyonu oluşturur.
Labirentit
Labirentit denildiğinde iç kulağın enflamatuar bütün
hastalıkları akla gelir. İç kulağa enfeksiyon
hematojen, timpanojen ve menengojen yolla ulaşır. Orta
kulaktaki enfeksiyon iç kulağa iki şekilde ulaşabilir.
Yuvarlak pencere aracılığıyla ve labirent üzerindeki
kemik erozyonuna bağlı olarak. ASOM sırasında görülen
labirentitlerde daha çok yuvarlak pencere yoluyla
yayılım söz konusudur.
Labirentitleri patoloji ve kliniğine göre üç başlık
altında toplamak mümkündür.
a-
Sınırlı (circumscribed) labirentit,
b-
Seröz labirentit,
c-
Süpüratif labirentit.
Sınırlı Labirentit:
Labirent, irritasyonlara karşı aşırı duyarlılık
gösterir. Bu hastalarda fistül testi pozitiftir. Orta
kulakta veya mastoiddeki destrüktif hastalık labirent
üzerindeki kemikte erozyona neden olduğunda
endosteumda bir kalınlaşma meydana gelir ve uyaranlara
karşı hassaslaşır.
Seröz Labirentit:
Enfeksiyon veya enflamasyon ürünlerinin (toksinlerin)
oval pencere, yuvarlak pencere veya kemik kapsüldeki
fistülden iç kulağa girmesiyle oluşur.
Sınırlı labirentitten en önemli farkı vertigonun
uyaran olmadan gelmesidir. Nistagmusun yönü hasta
kulağa doğrudur. Baş dönmesi kısa bir süre sonra
kendiliğinden düzelir. Baş dönmesine hemen her zaman
bulantı eşlik eder, ancak kusma nadirdir. Bu evrede iç
kulakta kalıcı bir harabiyet yoktur; tedavi ile
fonksiyonlar normale döner.
Süpüratif Labirentit:
Seröz labirentit ile en büyük farkı iyileşme sırasında
görülür. Seröz labiretitte sekel bırakmadan tam bir
iyileşme olmasına rağmen, süpüratif labirentit iç
kulağın harabiyeti ile sonlanır.
Hastalığın başlangıcında şiddetli baş dönmesi ile
birlikte sensörinöral işitme kaybı vardır. Baş
dönmesine spontan nistagmus, bulantı ve kusma eşlik
eder.
Süpüratif otitis media komplikasyonlarının tedavisinde
geçerli olan bütün kurallar süpüratif labirentitin
tedavisinde de geçerlidir. Primer hastalığın tedavisi
labirentit tedavisi ile birlikte yürütülmelidir.
Kesin istirahat önerilir ve baş hareketleri
sınırlanır. Mümkünse hasta gürültüden ve uyaranlardan
uzak tutulmalıdır.
Akut
dönemde vertigo ve kusma için dimenhidrinat
kullanılabilir, dehidratasyon varsa intravenöz sıvı
verilebilir.
Hastalık ASOM’a bağlı olarak gelişmişse, antibiyotik
tedavisi ile birlikte parasentez çoğu zaman yeterli
olacaktır.
Labirent Fistülü
Labirent fistülü en sık kolesteatomlu KSOM
komplikasyonu olarak ortaya çıkar. Fistül en sık
lateral semisirküler kanalda görülmektedir.
Klinik:
Genellikle KSOM bulunduğundan zaman zaman gelen baş
dönmesi, nistagmus, kulakta ağrı KSOM semptomlarına
eşlik eder. Fasiyal paralizi en sık birlikte bulunduğu
komplikasyondur. Fistül testi pozitiftir, meatusa
pozitif basınç uygulandığında nistagmusun yönü sağlam
kulağa doğrudur.
Tedavi:
Kolesteatomlu kronik otitlerde tedavinin temelini tam
mastoidektomi yapılarak kolesteatomun çıkarılması
oluşturur.
Petrozit
Orta
kulak enflamasyonunun petröz apeksteki havalı
hücrelere yayılmasıyla ortaya çıkan durumdur.
Klinik:
Hastalığın 1907 yılında Gradenigo, petröz apeksin
enflamasyonuna bağlı olarak gelişen kulak ağrısı, baş
ağrısı ve diplopinin bir arada bulunduğu bir sendrom
olarak tanımladı (Gradenigo Sendromu). Ağrı gözün
arkasında, başın derinliklerinde V. kraniyal sinirin
irritasyonuna bağlı olarak gelişir. Sendromun son
belirtisi olan diplopi VI. kraniyal sinir
paralizisinden kaynaklanır.
Tedavi:
Enfeksiyonun kontrol altına alınması amacıyla topikal
ve sistemik, tercihen parenteral, antibiyotik tedavisi
uygulanır. Bu tedavi ile sonuç alınamayan olgularda
cerrahi girişim yapılabilir.
Ekstrakraniyal Ekstratemporal
Subperiostal Apseler
Postaurikuler Apse:
ASOM ve KSOM arasında enfeksiyon materyalinin
hematojen yolla veya kemik destrüksiyonuyla yayılarak,
retroaurikuler bölgede periostla kemik arasında apse
oluşturmasıdır. Aurikula öne ve aşağı doğru itilir ve
kulak arkası kıvrımı kaybolur. Palpasyonda mastoid
üzerinde fluktuasyon alınır.
Tedavi: Genellikle antibiyotik tedavisi ile parasentez
ve kulak arkasına yapılan insizyonla apse drenajı
uygulanır.
Bezold Apsesi:
Orta kulaktaki enfeksiyon materyalinin mastoid
apeksin medialinde sternokleidomastoid kasın yapışma
yerinden boyuna doğru drene olmasıyla ortaya çıkan bir
derin boyun enfeksiyonudur.
Tedavi: Tam mastoidektomi yapılır. Ayrıca servikal
apse boyundan drene edilir.
Zigomatik Apse:
Temporal kemiğin zigomatik hücrelerinden köken
alan enfeksiyonun, kortikal kemiği erode ederek
aurikulanın üst ve ön kısmına doğru yayılmasıyla
oluşan apselere zigomatik apse denir.
Tedavi: Tam mastoidektomi ve apse drenajı yapılır.
İntrakraniyal
Menenjit
Otojen intrakraniyal komplikasyonlar içinde en sık
menenjit görülür. Hem ASOM, hem de KSOM’un
komplikasyonu olarak görülür.
Klinik:
Baş ağrısı, menenjitin her safhasında görülen en
önemli semptomdur. Zamanla fotofobi ve hiperestezi
ortaya çıkar, intrakraniyal basınç artışı ense
sertliğine neden olur. Basıncı azaltmak için hasta
başını geriye atarak yatar. Bu yatış şekline “tüfek
tetiği yatışı” denir. Baş ağrısıyla birlikte ense
sertliği menenjitin iki temel bulgusunu oluşturur.
Laboratuar Bulguları:
Tam kanda lökosit sayısında artış ve formülde sola
kayma vardır. Lomber ponksiyonda (LP) beyin omurilik
sıvısı basıncında artış görülür. Beyin omurilik sıvısı
görünümünde bulanıklık ve mikroskobik muayenede hücre
görülebilir (mm3’te 1000’in üstünde).
Tedavi:
İlk başvuruda hastanın genel durumu stabilize edilir.
Sıvı elektrolit dengesi sağlanır ve beslenmesine
dikkat edilir. Geniş spektrumlu intravenöz antibiyotik
tedavisine başlanır. En kısa zamanda LP yapılarak
beyin omurilik sıvısı örneğinin kültür antibiyogram
sonucuna göre antibiyotikler değiştirilebilir.
ASOM’a bağlı menenjitlerde yukarıda sayılan tedavilere
ek olarak miringotomi yapılır ve ventilasyon tüpü
takılır. Kolesteatomlu veya kolesteoatomsuz KSOM’a
bağlı menenjitlerde cerrahi tedavi hastalığın akut
evresi geçtikten ve genel durum düzeldikten sonra
ameliyat yapılması en çok kabul gören yaklaşım
şeklidir.
Lateral Sinüs Tromboflebiti
Transvers sinüs, mastoid kemik iç yüzeyine geldiğinde
superior petrozal sinüsü alarak sigmoid sinüs adıyla
devam eder. Mastoid cerrahisinde ameliyat sahasının
lateralinde kaldığı için lateral sinüs denilmektedir.
Mikroorganizma sigmoid sinüse ulaştıktan sonra
enflamatuar reaksiyonlar başlar. Pıhtılaşma sonucu
oluşan trombüsten, sinüs akımında yavaşlama olur.
Trombüs büyüdüğünde kan akımı tamamen durma noktasına
gelir.
Klinik:
Trombüs, sinüsü tamamen tıkamışsa ve enfeksiyona bağlı
emboliler oluşturmuyorsa semptomlar oldukça siliktir.
Buna karşılık enfeksiyon varsa hastada titremelerle
ateş yükselmesi, anemi, kulakta pulsasyonlu akıntı,
baş ağrısı ve boyun ağrısı gibi semptomlar görülür.
Mastoid bölge palpe edildiğinde, özellikle emiser
venin kemiğe girdiği noktada ağrı hissi olur ve buna “Griessinger
belirtisi” denir. Beyin omurilik sıvısı bulguları
normaldir. Hastalarda baş ağrısıyla birlikte papil
ödemi, boyun ağrısı, binoküler diplopi ve fotofobi
sinüsün tıkanmasıyla gelişen basınç artışına bağlı
olabilir. Ateşin yüksek olduğu dönemde kan kültürü
yapılmalıdır.
Tedavi:
Lateral sinüs tromboflebitinin tedavisinin temelini
intravenöz antibiyotik ve cerrahi girişim
oluşturmaktadır.
Epidural Apse
Daha
çok KSOM’a bağlı olarak gelişir. En sık kolesteatomlu
KSOM’a sekonderdir. Kronik hastalıklarda kemik
erozyonu sonucu enfeksiyon materyalinin dura ile temas
etmesi sonucu oluşur.
Klinik:
Epidural apseler genellikle sessiz seyreder. En sık
görülen semptom, hasta olan kulak tarafında inatçı
zonklayıcı ağrıdır. Özellikle KSOM’da inatçı bir kulak
ağrısı veya baş ağrısının, intrakraniyal bir
komplikasyonun geliştiği konusunda hekimi uyaran
önemli bir bulgu olduğu akıldan çıkarılmamalıdır. Ateş
bulunmaz veya çok azdır.
Epidural apsenin tedavisi cerrahi girişimdir. Hastaya
mastoidektomi yapıldığında granülasyon dokuları
izlenerek erozyon alanı bulunur ve apse drene edilir.
Subdural Ampiyem
Dura
ile araknoid arasında bulunan potansiyel boşlukta
enfeksiyon materyalinin birikmesine subdural ampiyem
denir. Subdural apse terimi de kullanılır.
Klinik:
Apse tarafında kulak akıntısı, temporoparietal bölgede
daha fazla olmak üzere baş ağrısı, somnolans, stupor
görülür.
Beyin Apsesi
Otojen intrakraniyal komplikasyonlar içinde
menenjitten sonra en sık görülen komplikasyondur.
Otojen beyin apselerinin büyük bir kısmı KSOM’a,
özellikle de kolesteatomlu KSOM’a bağlı (%90-95)
olarak gelişmektedir.
En
sık temporal lob ve beyincikte görülmelerine rağmen,
nadir olarak da pariyetal ve oksipital lobda
görülebilir.
Latent Evre:
Başağrısı, huzursuzluk, halsizlik, iştahsızlık en
önemli bulgulardır.
Manifest Evre:
Apsenin kendisinin ve neden olduğu ödemin etkisiyle
kafa içi basıncı artar ve bası semptomları ortaya
çıkar.
| | | |