|
DERİN BOYUN
BOŞLUKLARININ ENFEKSİYONLARI
Antibiyotiklerin
kullanıma girmesiyle birlikte derin boyun
enfeksiyonlarının insidansı ve morbiditesi azalmıştır.
Bununla birlikte, eskisi kadar sık olmasa da derin
boyun enfeksiyonları görülmektedir ve hekimleri
tanıda, tedavide çoğu zaman çıkmaza sokmaktadır.
Antibiyotiklere rağmen cerrahinin tanı ve tedavide
yeri çok önemlidir. Cerrahinin rolü günümüzde
multiantibiyotik direnci olan bakterilerin ortaya
çıkmasıyla birlikte önemini hala korumaktadır.
Etyoloji
Antibiyotiklerin
kullanıma girmesiyle birlikte, derin boyun enfeksiyon
nedenlerinin görülme sıklıkları da etkilenmiştir.
Antibiyotik çağından önce derin boyun
enfeksiyonlarının % 70 sıklıkla en sık görülen nedeni
tonsillit veya farenjit iken, sonrasında çocuklarda
yine en sık neden tonsillit ve farenjitler,
erişkinlerde ise zayıf dental hijyen, intravenöz ilaç
bağımlılığı, cerrahi enfeksiyonlar en sık görülen
nedenlerdir.
Derin boyun
enfeksiyonlarının nedenleri arasında;
·
Tonsiller
ve farengeal enfeksiyonlar
·
Dental
infeksiyon veya apseler
·
Oral
cerrahi girişimler
·
Tükrük
bezlerinin obstrüksiyon veya infeksiyonları
·
Oral
kavite ve farenks travmaları
·
Ösafagoskopi veya bronkoskopi gibi enstrümentasyonlar
·
Yabancı
cisim aspirasyonları
·
Servikal
lenfadenitler
·
Konjenital
nedenler (brankial yarık anomalileri, tiroglossal
duktus kisti)
·
Tiroiditler
·
Petroz
apeksin tutulumu veya Bezold apsesi ile birlikte olan
mastoiditler
·
Laringopyosel
·
İntravenöz
ilaç bağımlılığı
Birçok nedeni olmasına
rağmen yine de, hastaların % 22’sinde etyoloji
saptanamamaktadır (%20 ila %50 arasında
değişmektedir). Diğer önemli bir husus ise AIDS
hastaları, kemoterapi alan hastalar ve immunsupressif
ajan kullanımı nedeniyle bağışıklık sistemi yetmezliği
olan hastalardır. Bu hastalarda derin boyun
enfeksiyonlarının görülme sıklığı, atipik
mikroorganizmaların görülme sıklığı ve komplikasyon
görülme oranları artmıştır.
Sebebi ne olursa olsun
enfeksiyonun gelişimi birkaç yoldan birini izler;
·
Enfeksiyonun yayılımı oral kavite, yüz yada boyun
yüzeysel enfeksiyonlarından lenfatik yol vasıtasıyla
olabilir.
·
Lenfadenopati süpürasyona ve sonuç olarak da fokal
apse oluşumuna neden olabilir.
·
Boşluklar
arasındaki bağlantılarla enfeksiyon birinden diğerine
atlayabilir.
·
Penetran
travmayla direk olarak oluşabilir.
Derin boyun enfeksiyonu
enflamasyon, flegmon yada pürülan kolleksiyonun olduğu
fulminan apseyle sonuçlanabilir.
* Retrofarengeal alan
enfeksiyonları
Çocukluk çağında en sık
neden üst solunum yolu enfeksiyonu iken erişkinlerde
travma, vertebral kırık, ösafagus enstrümentasyonu sık
görülen nedenlerdir. Lateral farengeal ve prevertebral
alandan enfeksiyon buraya gelebileceği gibi,
tüberküloza bağlı soğuk apseler de olabilir. Çocukluk
çağında peritonsiller enfeksiyonlardan sonra
retrofarengeal apseler en sık görülen derin boyun
enfeksiyonlarıdır. Genellikle bebeklerde ve 4 yaşından
küçük çocuklarda görülür. 5 yaşından sonra görülme
sıklıkları azalır. Bunun nedeni de üst solunum yolu
enfeksiyonlarının azalmaya başlaması ile birlikde
buradaki lenf nodlarının gerilemesidir.
Boğaz ağrısı, disfaji,
odinofaji, lenfadenopati, hafif boyun rijiditesi ve
irritabilite bulunur. Larengeal ödem nedeniyle
hırıltılı solunum oluşur. Boyun hasta tarafa doğru
eğilir ve hiperekstansiyon gelişir. Apse drene
edilmezse solunum güçlüğü ortaya çıkar. Muayenede
orofarenksin bir tarafında şişlik saptanır (median
rafe nedeniyle tek tarafta sınırlı). Muayene esnasında
apseyi rüptüre etmemek için çok dikkatli
davranılmalıdır. Boyunda şişlik ve lenfadenopati
saptanabilir. Parafarengeal alana yayılmadıkça boyunda
çok değişiklik olmaz.
Tanı muayene
güçlüğü nedeniyle çocuklarda daha zordur. Ayırıcı
tanıda krup, epiglottit, peritonsiller apse ve
menenjit düşünülmelidir. Tanıda lateral boyun grafisi,
bilgisayarlı tomografi ve gerek duyulursa manyetik
rezonans çektirilebilir. Lateral grafilerde C2
seviyesinde yumuşak doku kalınlığı normalde 3,5 mm’dir.
7 mm’den fazla olması çocuk ve erişkinlerde pozitif
olarak kabul edilir. C6 seviyesinde ise çocuklarda 14
mm, erişkinlerde ise 22 mm’ den fazla olmalıdır.
Tedavide
hospitalizasyon, intravenöz antibiyoterapi ve cerrahi
drenaj yapılmalıdır. Entübasyonda apseyi rüptüre
etmemek için hasta Trendelenburg pozisyonuna
alınmalıdır. Önce aspirasyonla kültür alınır.
Aspirasyonla kan geliyorsa karotis rüptürü tehlikesine
karşı eksternal drenaj yapılmalıdır. Şişliğin karşı
tarafından entübasyon yapıldıktan sonra orofarenksde
drenaj yapılır. Asla dren koyulmaz. Diğer alanlara da
yayılım varsa sternocleideomastoid kasın önünden
insizyon yapılarak retrofarengeal alana girilir ve
dren konulur.
Komplikasyonları
menenjit, hemoraji, septisemi, larengeal spazm,
bronşial erezyon, metastatik apse, spontan apse
rüptürü, juguler ven trombozu, aspirasyon, akut
hemipleji perikardit ve mediastenittir.
*
Tehlikeli alan enfeksiyonları
Retrofarengeal apsenin alar fasyayı penetre etmesi
veya prevertebral apsenin prevertebral fasyayı penetre
etmesi veya lateral farengeal alandaki apsenin buraya
ilerlemesi sonucu olur. Enfeksiyon bir kez buraya
geldiğinde posterior mediastinumda diyaframa kadar
ilerler. Tanı ve tedavileri retrofarengeal apseler
gibidir.
* Prevertebral alan
enfeksiyonları
Antibiyotik çağı öncesinde burada sıklıkla soğuk
apselere (vertebral corpus tüberkülozunun yayılımı
sonucu – Pott’s apsesi) rastlanırken, günümüzde
travma, vertebra kırığı, postoperatif enfeksiyon,
servikal osteomiyelitin anterior yayılımı, komşu derin
boyun bölgelerinden yayılım sonucu görülmektedirler.
Bu bölgenin kompakt olması nedeniyle fasyada
perforasyon ve böylece tehlikeli alana yayılım pek
görülmez. Bu alanda midline rafe yoktur o yüzden orta
hat şişliği gibi görünür. Hastaların yakınmaları
nonspesifiktir. Yutmayla kötüleşen boyun ve omuz
ağrıları, disfaji ve nadir olarak da dispne
görülebilir.
* Visseral vasküler
alan enfeksiyonları
Bu alana
enfeksiyon en sık lateral farengeal bölgeden gelir.
Enfeksiyon nedeniyle v. jugularis interna trombüsü
oluşabilir fakat bu günümüzde çok sık karşılaşılan bir
durum değildir. Tek başına bu bölgede enfeksiyon
genellikle görülmez. Ancak intravenöz ilaç
bağımlılığında ve santral venöz katater uygulamasında
görülebilir.
Karotis
kılıfı tutulumunda sternocleideomastoid kasın
arkasında endürasyon, duyarlılık görülü ve etkilenen
sahanın aksi yönünde tortikollis saptanır. Bacaklı
ateş, şok görülebilir. İntrakranial dolaşımın
bozulması sonucu fundus muayenesinde dilate venler ve
retinal tromboz görülür. V. Jugularis interna
tutulumunda staza bağlı ödem oluşur. A.carotis
communis erezyonu ortaya çıkabilir ve sonucu
ölümcüldür.
Tedavide
intravenöz antibiyoterapi, drenaj, antikoagülan tedavi
uygulanır ve internal juguler venin bağlanması
gerekebilir. Farenks yada kulaktan olan kanamalar
olası karotis rüptürünün habercisidir. V. Jugularis
interna trobmozu oluşursa, bakteriyemi, pulmoner
emboli, kavernöz sinüs trombozu, metastatik apse ve
septisemi gibi komplikasyonlar oluşabilir.
* Submandibuler alan
enfeksiyonları
Submandibuler alan enfeksiyonları geçmiş yıllarda
derin boyun enfeksiyonlarının en sık görülen
nedeniydi. Vakaların %70 ila %85’inde odontojenik bir
orjin bulunmakla birlikte, geri kalan vakalarda
siyaladenitler, lenfadenitler, ağız tabanı
laserasyonları veya mandibula fraktürleri altta yatan
sebeplerdir. Odontojenik enfeksiyondan başlangıçta
etkilenen bölge, mylohyoid kasın mandibula boyunca
yapıştığı yerdir. Birinci molar dişin apeksi
mylohyoidin üstündedir ve bu dişin yada bunun önünde
bulunan dişlerin tutulumu ilk olarak sublingual
boşluğu etkiler. Zıt olarak ikinci ve üçüncü molar
dişin apeksleri mylohyoid kasın altındadır ve buradaki
enfeksiyon ilk olarak submylohyoid boşluğa yayılırlar.
Tüm bu alanların arka kısmı açıktır ve böylece
mylohyoid kasın etrafından birbirleriyle ve lateral
farengeal alanla bağlantılıdırlar. Böylece her iki alt
boşluk da tipik olarak tutulmaktadır. Bu hastalarda
oral kavitede ağrı, aşırı salya, disfaji ve boyunda
sertlik görülmektedir. Bu alan enfeksiyonlarında
trismus yoktur. Enfeksiyon progresyona devam ederse
submandibuler bölgede sınırlı endürasyon ve ödem
saptanır. Derin servikal fasyanın superfisyal tabakası
submandibuler boşluğun tabanını yapar. Rijit ve
gerilmeyen bir tabakadır böylece aşağıya doğru şişme
engellenir. Diğer taraftan ağız tabanının mukozası
distansiyona uğrayabilir ve ödeme eşlik edebilir.
Fakat bu durumda dil superior ve posteriora doğru yer
değiştirir ve potansiyel bir solunum yolu
obstrüksiyonu oluşur. Tedavi gecikirse enfeksiyon
komşu alanlara da yayılarak Ludwig anjini denilen
durum ortaya çıkar. Ayırıcı tanıda submandibuler
siyaladenit, servikal adenit, enfekte blonjan ranula,
nekrotik tümör düşünülmelidir.
Tanıda
öykü, ince iğne aspirasyon biyopsisi, dental grafiler,
siyalogram ve bilgisayarlı tomografi kullanılabilir.
Tedavi
etyolojiye yönelik yapılır. Drenaj mandibula
kenarının iki parmak altından yapılır. Bezin alt
kısmından künt diseksiyon ile drenaj sağlanır. Böylece
hasta 24-48 saat içinde hızla iyileşir. Hastada
iyileşme olmazsa başka bir alanda da enfeksiyon
düşünülmeli ve bilgisayarlı tomografi ile
araştırılmalıdır.
Komplikasyonları arasında hava yolu obstrüksiyonu,
aspirasyon pnömonisi, akciğer apsesi, ludwig anjini,
osteomylelit, dil absesi sayılabilir.
* Submental alan
enfeksiyonları
Buradaki enfeksiyonlar
genellikle anterior mandibuler dişlerden gelir.
Submental alanda hiperemi ve endürasyon bulunur.
Süpürasyon ve fluktuasyon oluşana kadar tahta gibi
sertlik ele gelir. Enfeksiyon geniohyoideus ve
genioglossus kasları arasından arkaya,epiglota doğu
ilerleyebilir ve hava yolu tıkanıklığı oluşabilir.
Ayırıcı tanıda blonjan ranula, lenfadenit, tümör
nekrozu akla gelmelidir.
* Sublingual alan
enfeksiyonları
Enfeksiyon buraya diş,
mandibula, alt dudak ya da submandibuler alandan
gelir. Ağız tabanında ödem ve endürasyonun ortaya
çıkmasıyla dil mediale ve yukarıya doğru yer
değiştirir. Yutmada güçlük ortaya çıkar buna karşın
yüzde ödem çok azdır.
Tanı klinik, diş
grafileri ve bilgisayarlı tomografi ile konur.
Enfeksiyon genellikle çevre alanlara yaılma
eğilimindedir. Bu nedenle mandibula ile hyoid
arasından bir insizyonla drene edilir. Bu insizyonla
geniohyoideusun üst ve alt tarafı boşaltılmalıdır.
Enfeksiyon lateral farengeal bölgeye, karotis klıfına,
pretrakeal alana ilerleyebilir.
Ludwig’s anjini:
Tüm baş boyun enfeksiyonları arasında en
korkulanlarından biridir. Antibiyotik çağı öncesinde
mortalite %50 dolaylarındayken günümüzde %0’lara
inmiştir. Bu enfeksiyon sublingual, submandibuler ve
submental bölgelerin birlikte tutulmasıyla oluşur.
M.mylohyoideusun hem üst hem de alt tarafında
enfeksiyon bulunur. Ludwig’in orijinal tanımlamasında
enfeksiyon şu şekilde ifade edilmiştir;
·
Hızla
gelişen ilerleyici bir selülittir
·
Submandibuler bölgeden köken alır ve hiçbir zaman tek
bir alanda sınırlı değildir
·
Lenfatik
yolla değil, komşuluk yoluyla yayılır
·
Pü yoktur
yada çok azdır. Gangren vardır.
Klinikte görülen aslında
gangrenöz selülittir ve agresif olarak yayılarak hava
yolunu ön belirtisiz olarak sıkıntıya sokar.
Sekresyonların yutulamaması sonucu tükürükde artma,
disfaji, ağrı, boyunda sertlik, halitosis, ağız
tabanında hiperemi saptanır. Ağız tabanındaki ödeme
bağlı olarak dil posterosuperiora doğru yer
değiştirir. Boyunda suprahyoid bölge odun gibi serttir
ve genellikle trismus bulunmaz. Sıklıkla 2. ve 3.
molar dişlerde bir enfeksiyonun varlığı saptanır.
Hasta hospitalize
edilmelidir. Hava yolu kontrol altına alınır. İ.v
antibiyoterapi ve eksternal cerrahi drenaj uygulanır.
Bu drenaj esnasında m.mylohyoideusun aralanması
gerekmektedir. Girişim esnasında entübasyon zorluğu
olabileceğinden nazal entübasyon denenebilir. Ancak
her an trakeotomi gerekebilir.
* Mandibula cismi
alanı enfeksiyonları
Bu alan enfeksiyonlarına
en sık premolar dişler ile birinci ve ikinci molarlar
kaynaklık eder. Klinikte ağrı, şişlik, ateş ve
taşikardi saptanır. İntraoral muayenede mandibulanın
bukkal ya da lingual yüzünde duyarlı bir şişlik
izlenir. Ağız içinde kendiliğinden rüptüre olabilir
veya mandibula dış yüzünden yüze doğru yayılabilir.
Tanı submandibuler bölge enfeksiyonlarındaki gibidir.
Tedavide intravenöz antibiyotik ve cerrahi drenaj
gerekir. İntraoral olarak bukkal veya lingual yüzden
drenaj yapılır. Komplikasyon olarak çevre alanlara
yayılabilir. Bu yayılım en çok mastikatör alana olur.
Lokalize kaldığında ise en sık osteomiyelitle
sonuçlanır.
* Parafarengeal
boşluk enfeksiyonları
Parafarengeal boşluk
abseleri, farenksdeki, tonsillerdeki, adenoidde,
dişlerde, parotis veya lenf nodlarındaki
enfeksiyonları izleyebilir. Orta kulak enfeksiyonları,
mastoiddit, Bezold’s absesinin rüptürü parafarengeal
alanı tutabilir. Belki de parafarengeal boşluk
enfeksiyonları daha sık olarak buraya peritonsiller
boşluk, submandibuler boşluk, retrofarengeal boşluk
veya mastikatör alanda bulunan enfeksiyonun uzanımı
sonucunda olmaktadır. Vakaların yarısında etyoloji
saptanamamaktadır. Parafarengeal boşluk
enfeksiyonlarının kliniği prestiloid veya poststiloid
kompartmanların tutulup tutulmamasına bağlıdır. Ateş,
üşüme ve titreme, ağrı, disfaji ve medial pterigoid
irritasyonuna bağlı olarak trismus görülebilir. Bu
bölgedeki ödem lateral farengeal pilika ve tonsilde
öne doğru itilmeye neden olur ve mandibula köşesinde
şişlik belirir. Posterior kompartman enfeksiyonları
trismus ve tonsil itilmesine yol açmaz ve lokalize
edilebilen bir semptom saptanamayabilir. Buna rağmen
bu hastalar toksik görünümdedir ve nedeni bilinmeyen
ateş tanısı alabilirler. Bu bölgedeki nörovasküler
yapıların tutulumu kranial nöropatilere, Horner’s
sendromuna, septik internal juguler tromboza veya
karotid arter rüptürüne yol açabilir. Burun, kulak
yada ağızdan kanaması olan ve derin boyun enfeksiyonu
şüphesi olan hastalarda çok dikkatli olunmalıdır.
Enfeksiyon karotis kılıfından yada tehlikeli alandan
mediastene geçebilir. İnspiryum ve öksürmekle olan
göğüs ağrısı acil cerrahi girişim endikasyonudur.
Ponksiyonla abse tanısı
konulabilir. bilgisayarlı tomografi tanıda
yardımcıdır.
Tedavide
intravenöz antibiyoterapi, hava yolunun güvenceye
alınması ve drenaj yapılır. İnsizyon oral kaviteden
değil boyundan yapılmalıdır. Hyoid kemik seviyesinde
sternocleideomastoid kasın yanından yapılan bir
insizyonla bu sağlanabilir.
* Peritonsiller alan
enfeksiyonları
Peritonsiller abseler
supüratif tonsillitin direk uzanımıyla olur. Tedaviye
yanıtsız tonsillit öyküsü genellikle vardır. Hastada
boğaz ağrısı, disfaji, odinofaji, otalji, ağız kokusu
vardır. Muayenede ağız tam olarak açılamaz ve
pterigoid kas spazmına ve refleks irritasyonuna bağlı
olarak trismus bulunur. Yumuşak damak ve anterior
tonsil plikasında şişlik saptanır. Tonsil öne aşağıya
doğru, uvula da karşıya doğru itilmiştir. Ateş,
boyunda ağrılı lenfadenopatiler, lökositoz vardır.
Ayırıcı tanıda peritonsiller selülit, lateral
farengeal apse, ve tümör akılda tutulmalıdır. Abse
tanısı ponksiyon ile pü saptanmasıyla konur.
Tedavi üç şekilde
yapılır. Bunlar iğne aspirasyonu, insizyon-drenaj ve
sıcak tonsillektomidir. İğne aspirasyonu ile % 90
oranında iyileşme sağlanır ancak birden fazla
aspirasyon gerekebilir. Kanama diyatezi olanlarda,
genel anesteziyi kaldıramayanlarda, iğne aspirasyonu
en uygun tedavidir. İnsizyon ve drenaj uygulamasında
tonsil ön pilikasının en belirgin yerinden insizyon
yapılır ve eğik klemp ile drene edilir. Sıcak
tonsillektomi (Quincy tonsillektomi) lateral farengeal
alana ulaşan veya aspirasyon – drenaj uygulamasıyla
iyileşmeyen hastalarda gerekebilir.
* Mastikatör alan
enfeksiyonları
Temporal alandaki
enfeksiyon trismusa neden olur ve orbital rimin
posteriorundaki temporal alanda endürasyon ortaya
çıkar.
Masseterik alan
enfeksiyonları en sık olarak 3. molar diş
enfeksiyonları ve bukkal alan enfeksiyonlarından
kaynaklanırlar. Yüzün posteroinferiorunda endürasyon
ve hafif trismus yaratır.
Pterigomandibuler alan,
üçüncü molar diş, sublingual ve submandibuler alan
enfeksiyonlarının yayılmasıyla enfekte olur. Belirgin
trismus oluşturmasına karşın intraoral ya da
ekstraoral endürasyon oluşturması çok azdır. Sekonder
mandibuler enfeksiyonlar mandibuler alanlardan
birindeki enfeksiyonun buraya yayılmasıyla ortaya
çıkar.
Mastikatör alan
apseleri, henüz çıkmamış molar diş, perikoronitis,
zigoma ve temporal kemik enfeksiyonları ile oluşur.
Diğer bölgelerdeki enfeksiyonlardan buraya yayılan
ancak henüz olgunlaşmamış apseler, masseter önünden
ağız içine ya da çeneye veya arkada parotisin altına
doğru baş verebilir.
Klinik olarak
izole mastikatör alan enfeksiyonlarında yutmada
güçlük, şiddetliağrı, ramus üzerine doğru ilerleyen
şişlik ortaya çıkar. Masseter ve internal pterigoid
kas irritasyonu sonucu trismus ortaya çıkar. Hastanın
genel durumu çok kötü değildir. Parotis bezi
sıvazlamasıyla stenon kanalından berrak tükürük gelir.
Tanı için diğer mandibuler alan
enfeksiyonlarında olduğu gibi, sorumlu olan diş
kaynaklı enfeksiyonun araştırılması gerekir.
Tedavide içten (ramus
mandibula ön sınırından) veya dıştan (mandibula
köşesinin alt ve arkasından) drenaj yapılabilir ve
antibiyoterapi verilmelidir. Temporal alan apsesinde
kaşın arka tarafından temporal fasya üzerindeki
deriden insizyon yapılarak drenaj sağlanır.
* Parotid alan
enfeksiyonları
Parotis alanında bir çok
bağ dokusu septaları bulunur ve bu yüzden bu alan
apseleri multiloküler özelliktedir. İç taraftaki
fasyanın ince olmasından dolayı, parotis alan
enfeksiyonları rahatlıkla lateral farengeal bölgeye
geçebilir. Enfeksiyon çeşitli nedenlerle dehidrate
olmuş bir kişide oral kaviteden retrograd yolla gelir.
Geçirilmiş ameliyat (kanama, dehidratasyon gibi
tükürük salgısında azalma yapan nedenlerle) ve tükrük
akışını azaltan ilaçlar (diüretik,barbitürat,antihistaminik,trisiklik
antidepresanlar) predispozan faktörlerdir. Diğer
nedenler olarak parankim içindeki lenf nodu
enfeksiyonları ve santorini kanalları yoluyla
eksternal otitin parotise ulaşması sayılabilir.
Klinik olarak
trismus ve farengeal dolgunluk olmaksızın çene
köşesinde şişlik saptanır. Bez üzerinde gode bırakan
ödem vardır ve parotis apsesi için patagnomoniktir.
Beze yapılan masajda stenon kanalı ağzından pü geldiği
görülebilir. Bezde kızarıklık saptanır ve ağrı
vardır. Bezi çevreleyen fasyanın dış tarafta daha
kalın olması derindeki apsenin palpasyonunu
engelleyebilir. Tanıda bilgisayarlı tomografi ve
manyetik rezonans kullanılabilir.
Tedavide erken ve
sınırlı apselerde fasiyal sinirin dallarına paralel
bir küçük deri insizyonu yapılabilir. Daha yaygın bir
apse varsa modifiye Blair insizyonuyla deri kaldırılır
ve yine fasiyal sinir dallarına paralel bir çok
insizyon yapılır.
Komplikasyon
olarak apse medial yüzden lateral farengeal bölgeye ve
mediastene ilerleyebilir. Ayrıca parotis kanalı
boyunca ya da doğrudan rüptüre olarak mastikatör alana
ilerleyebilir.
* Anterior visseral
alan enfeksiyonları
Yabancı cisim yada
enstrümentasyon sonrası gelişen hipofarengeal veya
ösafagial travma sonrası gerçekleşirler. Daha az
sıklıkla ise bu bölge enfeksiyonları tiroiddeki bir
enfeksiyona sekonder olarak gelişebilir. Mediastenit
yapabilmesi bakımından bu enfeksiyonlar oldukça
risklidir.
Klinikde
larengeal ödeme bağlı ses kısıklığı ve hava yolu
obstrüksiyonu ilk bulgu olabilir. Konstriktör
kaslardaki ödeme bağlı olarak disfaji gelişir ve
sıvılar burundan gelebilir. Larenks önünde ve hyoidde
duyarlılık vardır fakat genellikle fluktuasyon vermez.
Parmakla basıldığında gode bırakan ödem saptanması
altta pü olduğunun işaretidir. Boyun palpasyonunda
krepitasyon alınması ise bir organın perfore olduğunu
ya da gaz oluşturan bir etken patojen varlığını
düşündürür. Bunun sonucunda mediastinal amfizem ve
pnömotoraks da gelişebilir. Farenks ve larenks
muayenesinde ödem ve hiperemi saptanır.
Tanı için çekilen
lateral boyun grafisinde retrofarengeal dokularda
kalınlaşma ve ek olarak yumuşak doku içinde hava
saptanabilir. Durumun yaygınlığının ve etyolojinin
saptanması açısından bilgisayarlı tomografi
gerekebilir.
Tedavide
intravenöz antibiyoterapi, hava yolu sağlanması ve
apse drenajı gerekir. Eğer apse lokalize edilemiyorsa,
m. Sternokleidomastoideus anterior kenarından bir
insizyonla girilerek karotis laterale, larenks ve
ösafagus ise mediale çekilir. Apse ancak bu şekilde
saptandıktan sonra drene edilir.
Komplikasyonları
arasında larengeal ödem, hava yolu obstrüksiyonu,
pulmoner enfeksiyon, mediastenit ve ampiyem vardır.
Derin boyun
enfeksiyonlarının sıklıkları net olmamakla birlikte
Ungkanont ve arkadaşlarının 117 çocukta 6 yıl boyunca
yaptıkları bir araştırmada vardıkları sonuçlarda;
·
Peritonsiller enfeksiyonlar (%49)
·
Retrofarengeal enfeksiyonlar (%22)
·
Submandibuler enfeksiyonlar (%14)
·
Parafarengeal boşluk enfeksiyonları (%2)
·
Diğerleri
(Toplam %13), olarak saptanmıştır.
|